YÜZÜK

By | 30 Ocak 2014

KITABIN ADI

YÜZÜK

KITABIN YAZARI

Danielle STEEL

YAYINEVI VE ADRESI

BASIM TARIHI

1999

KITABIN YAYIM MAKSADI

Hitler dönemi Almanya’sindageçen trajik bir ask konusu islenmektedir.

KITABIN ÖZETI :

Kassandra, Berlin’de yasayan, ünlü bir bankerle evli, iki çocuk sahibi harikulade güzelligi ile etrafindakileri büyüleyen bir bayandir.

Dolff Sterne ise, çikardigi kitap ile büyük bir söhrete ulasmis, yakisikliligi ve tavirlari ile etkileyici, Yahudi asilli usta bir yazardir.

Kassandra ve Dolf bu kadar meziyetlere sahip olmalarina ragmen yinede mutsuzdurlar. Hersey Kassandra’nin büyük malikanesinin yanindaki parkta kendi halinde gölü seyrederken, Dolf’ün tesadüfen oraya gelmesi ile baslar. Kassandra yesil çimenlere uzanmis hayal kurarken Dolf nazikane bir üslupla Kassandra ile tanisir. Aslinda bunlarin karsilasmasi ilk degildir. Daha önce de Dolf’ün söhretine sebep olan kitabinin tanitim gecesinde esiyle birlikte gelen Kassandra ile karsilasmislar ve ikiside bu karsilasmada birbirlerinden etkilenmislerdir. Parktaki tesadüfü karsilasmalar kisa sürede aska dönüsür ve ayni evi, ayni yatagi paylasmaya baslarlar. Ancak Kassandra evli bir bayandir ve iki çocugu vardir. Bu yüzden tereddütler içerisindedir.

Kassandra’nin esi Walmar, ünlü bir bankerdir ve Kassandra’ya deliler gibi asiktir. Ama ondan yasça büyüktür. Ticari bir evlilik yaptiklarindan dolayi düzenli aile hayatlari yoktur. Yatak odalari ayridir. Ancak saygi ve sevgide birbirlerine karsi son derece kusursuzdurlar. Walmar’in günü bankada ve geceside düzenlenen partilerde geçer. Yanindan esi Kassandra’yi eksik etmez. Kassandra esinin istegi dogrultusunda bütün parti ve davetlere son derece sik ve bakimli gider. Ama onun hiçbir zaman vazgeçemedigi aksesuar parmagindaki kendisine annesinden kalan elmas ve zümrüt yüzüklerdir.

Çocuklarin bakimi ile dadilar ilgilenir. Kassandra çok istemesine ragmen çocuklari ile, gerek esinin izin vermemesi sebebi ile gerekse hayatinin hareketli geçmesinden dolayi ilgilenemez.

Kassandra ve Dolf’un asklarini artik Walmar da bilmektedir. Bildigini hissettirmemeye çalisir ama aldigi duyumlar ve izlenimlerinden Dolf’ün Yahudi asilli oldugunu ögrenir. Buda, o günün Almanya’sinda esinin hayatinin tehlikede olmasi demektir. Çünkü Nazi akimi yüzünden irkçilik ve asiri Yahudi düsmanligi hat safhaya ulasmistir. Birkaç gün kadar önce sirf Yahudi asilli oldugu için bir yazar öldürülmüs ve gazetelere trafik kazasi olarak yansitilmistir. O an için sadece Yahudiler degil Yahudilerle yakin iliskide olan kisiler de vatan haini ilan edilmekte ve öldürülmektedir. Bu kaygilarini esine açar ve onun yaptiginin çilginlik oldugunu, bu yüzden kendisinin ve çocuklarinin da hayatini tehlikeye attigini anlatmaya çalisir. Kassandra yasadigi büyük asktan dolayi Walmar’in söylediklerine kulak asmaz, sevgilisiyle bulusmaya devam eder.

Bu arada Dolf’te bir seylerin ters gittiginin farkindadir. Ünlü olmasina ragmen yeni çikardigi kitap satmaz. En yakin arkadasi Yahudi oldugu için öldürülmüstür. Gelisen olaylari, Kassandra ile degerlendirirler, iliskileri boyunca ilk kez tartisirlar. Onlar da bazi gerçekleri görmeye baslarlar. Sonra karsilikli özür dileyerek ortami yumsatirlar ve yatak odasina geçerler. Tam sevisirlerken dört tane Nazi askeri odayi basar ve Dolf’ü asagiya indirip öldürürler. Kassandara’ya tecavüze kalkisip kirbaçla döverler. Sabah olunca Kassandra olaylari esine anlatir ve Dolf’ü merak ettigini söyler. Kocasi ile konusurlarken masada bulunan gazeteden sevgilisinin öldügünü ögrenir. Bunalima girer, yalniz basina kaldigi bir anda intihar eder geride gözü yasli iki çocuk, acili bir es ve parmagindan hiç çikarmadigi bir yüzük kalir. Ölüm sebebi ise narin vücudundan dolayi gazetelere grip olarak yansir.

Otuzlu yillarin kargasasi içerisinde üstelikte Hitlerin hüküm sürdügü bir dönemde böyle yasak bir ask yasamak zordu. Yasadiklari büyük ask trajik bir sekilde sona erer. Bu trajediden geriye kalan elmas yüzük ise geride kalan çocuklarin kaderini yeni yasamlara ve asklara tasir.

Walmar ve çocuklari derin acilar içerisinde Kassandra’yi topraga verirler. Günler geçtikten sonra Ariana (Walmar ve Kassandra’nin kizi) annesinin sürekli alis veris yaptigi magazaya gider. Gördügü manzara ürkütücüdür. Sirf, annesi oradan alis veris yapiyordu diye magaza saldiriya ugrar. Eve gelince durumu babasina anlatir. Walmar zaten herseyin farkindadir. Bu düsüncedeki insanlarin kendisine ve ailesine rahat birakmayacaklarini bilmektedir. Çünkü esi Kassandra Yahudi bir insanla ask yasamistir.

Walmar’in yakin bir dostu olan Max, kendisi Alman olmasina ragmen Yahudi düsmanligi yüzünden esini ve çocuklarini kaybetmistir ve kendisi de hayati tehlike içerisindedir. Bir gün durum degerlendirmesi yapmak için yakin dostunun evine gelir, çaresizdir. Walmar onun Isviçre’ye kaçmasini önerir ve gerekli yardimi yapacagina dair söz verir.

Ariana babasi ile konusurken gördügü Max’a asik olur. Bu onun ilk askidir ve Max’tan yasi çok küçüktür. Gelisen bu ask yüzünden Max’a kaçmak çok zor gelir. Büyük ugraslardan sonra razi edilir ve Max Isviçre’ye kaçar.

Günler geçer Gerhard (Walmar ve Kassandra’nin oglu) büyür ve askere gitme çagi yaklasir. Savasi ve Nazi akimini onaylamayan Walmar’in oglunu askere göndermeye hiç niyeti yoktur. Zaten oglunu Nazilerin yaptiklari toplantilara çesitli bahanelerle göndermemis ve büyük tepki toplamistir.

Artik Berlin’de kalmanin kendisi ve ailesi için zorlastigini hisseden Walmar iki çocugunu alarak Isviçre’ye kaçmaya karar verir. Iki üç gün içerisinde oglunun askere gitmesi gerekmektedir. Hemen harekete geçer, kizini süphelenilmesin diye Berlin’de birakir, oglu ile Isviçre’ye kaçar. Planina göre Isviçre’den hemen dönüp kizini da kaçiracaktir. Ancak Walmar geri dönerken Isviçre sinirinda öldürülür.

Ariana dönecek olan babasini beklerken üniformali Nazi askerleri evi basarlar ve Ariana’yi sorgulamak üzere götürürler. Ariana israrla kardesinin ve babasinin nerede oldugunu bilmedigini söyler ama inandiramaz. Onu ceza evine atarlar. Birgün Ariana’ya tecavüz edilmek istenir. Tegmen Manfiret bu tecavüzü önler ve Ariana’yi evine götürür. Zamanla baslayan askin neticesinde evlenirler.

Bu arada savas kizisir, Tegmen Manfiret cepheye çagrilir. Giderken Ariana’ya kendisinin dönemeyebilecegini izah etmeye çalisir. Bir tehlike aninda Fransa’ya kaçmasini, orada tanidigi oldugunu ve kendisine yardimci olabilecegini söyler. Ariana günlerce bekler ve Manfiret’in öldügünü ögrenir. Bunun üzerine Ariana Berlin’den Fransa’ya kaçar. Çok agir sartlarda Paris’e ulasmayi basarir. Oradaki adresi bulur. Dostlari ona kendisinin yaslandigini ve ilgilenemeyecegini ama düzenlenen bir organizasyonla yeni dünyaya (Amerika) gitmesini saglayacagini söyler. Amerika o dönemlerde mülteciler için en rahat yerdir.

Yorucu bir deniz yolculugundan sonra Amerika’ya ulasir. Günlerce yaptigi yolcuklardan dolayi narin bedeni yorgun ve hasta düsmüstür. Bir süre hastanede tedavi görür. Kendisi ile ilgilenen hemsire, Ariana’nin bakimini üstlenir ve evine yerlestirir. Ariana, bu ailenin yanina yerlesir. Ogullarindan biri ölmüs olan aile, savasin acilarini yakindan biliyordur. Diger ogullarindan Paul ise o anda savastadir ve yaralanmasindan dolayi yakinda dönecektir.

Eve dönen Paul ile Ariana arasinda duygusal etkilesim baslar. Ama ikiside belli etmezler. Günlük kontrollerine giden Ariana’ya doktoru hamile oldugunu söyler. Bu çocuk eski esi Manfiret’e aittir. Doktoru Ariana’ya, Paul’le hemen evlenmesini tavsiye eder. Böylelikle doktor, Paul’ü çocugun kendisine ait oldugu ve erken dogum oldugu konusunda kandira bilecegini söyler. Ariana zaten zor durumdadir. O evden ayrilirsa siginacak bir yeri de yoktur. Birazda Paul’e duydugu askinin etkisiyle bu evliligi kabul eder. Ancak Ariana bir Almandir ve Yahudi olan Paul’ün ailesine bunu söylememistir. Onu Yahudi zannederler. Bir gün eski esinin fotograflarini karistirirken Paul tarafindan yakalanir. Eski esinin Nazi isaretli askeri üniformasini görünce çileden çikar. Ariana herseyi açiklar ve bosanirlar.

Bu arada savas biter ve mülteci durumundaki Almanlar büyükelçiliklere basvurarak eskiden sahip oldugu mallari elde etme yada tazminat alma hakkini kazanirlar. Bunun için büyükelçilige gittiginde Max’la karsilasirlar. Büyük bir sevinç duyar. Onunla yillardan sonra evlilik yapar. Bu arada Noel adi verdigi oglu büyümüs ve Hukuk Fakültesini bitirmistir. Mezuniyet töreninde annesini Tommy adli bir kizla tanistirir ve ciddi düsündügünü belirtir.

Ariana, Tommy’nin soy isminin eski kocasi Paul’le ayni oldugunu anlar ve beyninden vurulmusa döner. Ama hiçbir sey hissettirmez. Sonraki konusmalarinda Tommy’nin Paul’ün kizi oldugunu anlar. Oglu ile konusur ve durumu anlatir. Paul’ün Alman düsmani oldugunu, bu iliskiye izin veremeyecegini anlatmaya çalisir. Ama basarili olamaz. Noel, gidip kizin babasi ile konusur razi edemez. Ariana sirf oglunun mutlulugu için Paul’ün bürosuna gider ve böyle irkçiligin ayrimciligin artik bittigini, bitmesi gerektigini, kendilerinin bu sebepten dolayi nice acilar çektiklerini anlatir ve Paul’ü bu evlilige razi eder. Noel ve Tommy evlenir. Ariana annesinden hatira kalan iki yüzükten elmas olani gelinine hediye eder. Balayi için Tommy ve Paul Paris’e arkadaslarinin yanina gider.

Noel ve Tommy Paris’te arkadaslarina misafir olurlar. Orada Gerhard adli bir adamin dikkatini Tommy’nin parmagindaki yüzük çeker. Gerhard Gaddon Isviçre’den Paris’e geçmis, burada antikacinin yaninda çalismis ve patron öldükten sonra kiziyla evlenmis bir sahistir. Antika dükkani ona kalmistir. Gerhard Gahtton olan isminide Alman düsmanligindan dolayi Gerard’a çevirmistir.

Tommy bu yüzügü kayin validesinden aldigini ve bir adet daha oldugunu söyler. Gerard adresini alir ve Amerika’ya gider Ariana’yi bulur ve büyük bir özlemle sarilirlar.

Roman Hitler dönemi Almanya’sinda geçen trajik bir ask konusunu islemektedir. Özellikle dil, din, irk ayrimciliginin yapildigi bir dönemde askin gücünü vurgulamaktadir.