Sergüzeşt kitap özeti

By | 4 Şubat 2014

Kitabın Adı   : Sergüzeşt

Kitabın Yazarı   : Samipaşazade Sezai

Basım Yeri ve Tarihi : İstanbul / Kasım 2004

KİTABIN ÖZETİ:

Evinden ayrılıp bir gemi ile yurdundan uzaklaşan küçük kız, onun gibi başka bir esir kız ile birlikte neresi olduğunu bilmediği bir yere getirilmiştir. Burada küçük kız esir olarak satılacaktır.

İlk olarak kız, yaşlı fakat zengin bir kadını yanına ona hizmet etmesi amacıyla Hacı Ömer adında bir esirci tarafından satılmıştır. Bu kadın küçük kız güzel olduğu için ona “Dilber” ismini vermiştir. Dilber burada sürekli olarak aşağılanmakta ve dayak yemektedir. Bu evin hanımının yanı sıra hanıma hizmet etmekte olan Taravet adında hizmetçi kadın da Dilber’ e dayak atmakta ve hakaret etmektedir. Bu durum Dilber’ i yıpratmakta, yaşamdan onu iyice soğutmaktadır.

Bir gün okulda Lütfiye adında bir kızla tanışmıştır. Lütfiye’ ye kendisinin Atiye’ nin annesinin evinde hizmetçi olarak çalıştırıldığını söyler. Lütfiye de Dilber’ e küçük bir bebek hediye eder.

Dilber bir süre sonra artık dayak ve hakarete dayanamayarak kaçmaya karar verir. Gece olduğunda dolabındaki bütün eşyalarını toplarlar ve evden uzaklaşır. Dilber sokağa çıktığı andan itibaren çok korkmaktadır. Bir süre sonra yıkıntılar arasından annesini görür ve ona doğru koşmaya başlar. Fakat Dilber’ in küçük vücudu bir evin bahçesinin evinin önünde yere yığılıverir.

Sabah kalktığında başında nur yüzlü yaşlı biri oturmaktadır. Bu yaşlı kadın ne olduğunu sorar; ama Dilber’ den bir cevap alamaz. Bunun üzerine torununu Dilber’ e bakması için çağırır. Ninenin torunu içeri girdiğinde Dilber ona bakar ve bu kızın arkadaşı Lütfiye olduğunu görür. Lütfiye ile hasret giderdikten sonra Lütfiye ninesine her şeyi anlatır.

Bütün her şeyi öğrenen yaşlı kadın Mustafa Efendi’ nin evine gider ve esirlerinin kendilerinde olduğunu söyler ve bu kızı satın almak istediğini söyler. Bunun üzerine Mustafa Efendi ve hanımı yaşlı kadına kızı satmayacaklarını söyler.

Yaşlı kadın olumsuz cevap aldıktan sonra evine döner. Yaşlı kadının evine imam gelerek Dilber’ i alır. Dilber, Mustafa Efendi’ nin evine götürülünce tekrar dayak yemeye başlar.

Bir süre sonra devlet memurluğundan bir süreliğine uzaklaştırılan Mustafa Efendi’ nin tekrar tayini çıkar ve Dilber’ i bir esirciye satarlar.

Dilber artık başka bir sahip beklemektedir. Esirci Dilber’ e diğer esirlerden daha iyi bakmaktadır. Bir gün bir bayan gelir ve Dilber’ i satın alır.

Dilber bu bayanın esiri olarak çalışırken geçmişte yaşadıkları aklına gelir ve sürekli olarak korkmaktadır. Fakat yeni sahipleri soylu bir ailedir ve Dilber’ e hiç kötü davranmazlar.

Ailenin oğlu Celal Bey bir ressamdır ve sürekli olarak resim çizmektedir. Bir süre sonra resimlerinde Dilber’ i çizmeye başlar. Bir gün Celal Bey, Dilber2 e dilenci kıyafeti giydirmek isteyince Dilber ağlar ve oradan uzaklaşır. Celal Bey, Dilber’ in bu durumunda etkilenir ve ona âşık olur.

Celal Bey’ in gözüne artık uyku girmez olmuştur. Yine uykusuz geçirdiği bir gecede dışarı çıkarken kendisi gibi uykusu kaçmış olan Dilber’ i görür ve birlikte dışarı çıkarlar. Bahçede dolaşmaya başlarlar. Artık aşkları daha da ilerlemeye başlamıştır.

Sabahın erken saatlerinde annesi Celal Bey’ i odasında göremeyince telaşlanır ve hemen dilber’ in odasına bakar. Dilber’ in de odasında olmadığını görünce her şeyi anlamaya başlar, sinirlenir ve odasına kapanır. Zehra Hanım’ ın rahatsızlandığını duyan Asaf Paşa’ da hemen odasına gider ve olan biteni eşinden duyar. Bunun üzerine Zehra Hanım ile Asaf Paşa bir çözüm yolu aramaya başlarlar.

Celal Bey ile Dilber eve döndükten sonra Celal Bey amcasının evine gider.

Celal Bey’ in evde olmamasından faydalanmak isteyen Zehra Hanım, Dilberi aldıkları esirciyi çağırır ve ertesi gün dilberi alıp götürmesini emreder.

Celal Bey, amcasına Dilber’ i sevdiğini ve babasını da bu aşka karşı çıkmaması için ikna etmesini istediğini zorlada olsa amcasına kabul ettirir.

Dilber ise sabahın ilk saatlerinde köşkten esirci tarafından götürülür.

Amcasının evinden dönen Celal Bey ilk olarak Dilber’ in yokluğunu fark etmez ve resim yapmak için odasına çıkar. Daha sonra odaya Çaresaz adındaki diğer hizmetçi gelince Celal Bey her şeyi öğrenir ve Celal Bey olduğu yere yığılır. Celal Bey’ in rahatsızlanması üzerine annesi hatasını anlar ve Asaf Paşa’ ya Dilber’ i tekrar çağırmaları gerektiğini söyler. Paşa ise bunu kabul etmez.

Celal Bey gücünü azda olsa toplamaya başlayınca Dilber’ i aramaya başlar fakat bulamaz. Bunun üzerine Celal Bey’ in durumu daha da kötüye gider.

Dilber ise artık Mısır’ daydı. Zengin bir tüccarın konağındaydı. Bu konağın içindeyse bir alay kız vardı ve hepside bu tüccara hizmet ediyordu. Kimisi ud çalıyor, kimisi keman çalıyor, kimisi de kanun. Dilber ise bir kenarda oturmuş başını öne eğmiş bir şekilde yalnız başına oturuyordu. Bir gün kızların hepsi kayıklarla göl sefasına çıktıklarında Dilber ile aynı kayıkta bulunan Cevher neden bu kadar mutsuz durduğunu Dilber’ e sorar. Dilber, ilk başlarda bunun nedenini anlatmak istemese de birkaç şey söyledikten sonra birden ağlamaya başlar. Geri döndüklerinde Dilber odasında yatarken Cevherde Dilber’ in odasının kapısının önünde bekçilik yaparmış gibi durmaktadır.

Saraydaki kadınların birisi ise sürekli olarak efendilerinin kendisinden çok hoşlandığını söylemektedir. Dilber ise bu teklifi her seferinde reddetmektedir. Kadın ise bunu güzellikle anlatamayacağını anlayınca Dilber’ i tehdit etmeye başlar. Dilber ise bir süre sonra sinirlenir ve sert bir şekilde tepki gösterir. Bunun kadın Dilber’ i cezalandırmak ister. Bu olaya bir tek Cevher karşı çıkar.

Bu sert çıkışın ardından Dilber konağın ikinci katında bir odaya hapsedilmişti. Bu odada Celal’ i düşünürken dışarıdan tıkırtılar geldiğini duyar. Korku ile dışarıya baktığında pencereye tırmanmış olan Cevher’ i görür ve rahatlar. Cevher, Dilber’ e hemen pencereye dayadığı merdivenden inmesini söyler. Dilber merdivenden indikten sonra aşağıda Cevher’ inde inmesini bekler. Cevher tam inecekken biraz sarsılır ve tekrar geri çıkar. Pencerede biraz dinlendikten sonra tekrar inmeye çalışınca Cevher dengesi kaybeder ve düşer. Cevher’ in düşmesi üzerine Dilber de telaşlanır ve onun yanına gider. Neden kendisini kurtarmaya çalıştığını sorduğundaysa Cevher kendisini sevdiğini söyler ve ertesi gün İstanbul’ a gidecek bir vapurun olduğunu, cebinde de bilet olduğunu söyledikten sonra Cevher ölür.

Cevher’ inde ölmesi üzerine Dilber’ in tanıdığı kimse kalmamıştı. Bunun üzerine Dilber yola çıktı ve Nil’ in kenarına ulaştı. 1 yıl önce Celal Bey ile aralarında geçenleri hatırladıktan sonra kendisini Nil’ in sularına bıraktı. Artık o esir kızın bedeni Nil’ in sularında ay ışığı altında yüzüyordu.

KİTABIN KAHRAMANLARI:

Dilber: Siyah gözlü, yuvarlak omuzlu güzel bir kızdır. Sekiz dokuz yaşlarında kaçırılarak esir olarak satılmaya başlanmıştır (Syf: 10, Prgf:3)

Mustafa Efendi: Dilber, Hacı Ömer tarafından İstanbul’ a getirildiğinde onu satın alan köt kalpli merhametsiz bir insandır. Devlet memurudur; fakat bir süreliğine görevden alınmış daha sonra tekrar kaymakam olarak atanmıştır(Syf: 33, Prgf: 4).

Mustafa Efendi’ nin Eşi (Hanım): İri vücutlu, insansı duygulardan yoksun ve insanlardan nefret eden; fakat kızı Atiye’ ye karşı böyle davranmayan merhametsiz bir kadındır (Syf: 14, Prgf: 4)

Celal Bey: Ela gözlü, biraz şişman, geniş kırmızı yüzlü azimli bir kişidir (Syf: 47, Prgf: 3). Resme karşı yeteneği olduğu için Paris’ e gitmiştir ve orada eğitim almıştır. Dilber’ i evlerine hizmetçi olarak aldıklarında resimlerinde onu çizmeye başlamıştır (Syf: 52, Prgf: 3). Daha sonra Dilber’ e âşık olmuştur (Syf: 57, Prgf: 2). Ailesinin bunu öğrenmesi ve Dilber’ i tekrar esirciye satmaları üzerine Celal Bey hastalanarak yatağa düşmüştür ve yavaş yavaş akli dengesini kaçırmaktadır. (Syf: 110, Prgf: 3).

ZAMAN:

Osmanlı’ nın son zamanlarını anlatan bir romandır.

MEKÂN:

İstanbul: Olaylar olarak İstanbul’ da gerçekleşiyor.

Mustafa Efendi’ nin Evi: Dilber yurdundan ayrıldıktan sonra ilk olarak bu evde hizmetçilik yapmaya başlıyor (Syf: 15, Prgf: 2).

Asaf Paşa’ nın Evi: Marmara Denizi’ nin Moda Burnu tarafında Sahil tarafı güzel manzaralı; bahçe tarafıysa, çınar, kestane, zeytin gibi ağaçlarla dolu olan bir yalıdır (Syf: 48, Prgf: 2).

KİTABIN ANADÜŞÜNCESİ:

Evinden ayrılan bir insanın başına her zaman her türlü kötülüğün gelebileceği bunlardan kurtulma yolunun da sadece kendi elinde olduğu kimseden yardım alamayacağı tek başına kalacağı ana düşüncesiyle yazılmış bir kitaptır.