KILIÇ YARASI GiBİ

By | 30 Ocak 2014

Kitap 19 .yüzyıl sonlarında , Ermenilerin Osmanlı Banka’sını basmaları ve Şeyhin güzeller güzeli Mehpare Hanım ile evlenmesiyle başlıyor . Mehpare Hanım aradığı mutluluğu bulamadığından çok çabuk sona eren bu evlilik sadece Rukiye adında bir kıza sahip olmalarını sağlamıştır .

Padişah’ın doktoru Reşit Paşa’nın özgürlüğe düşkün oğlu Hikmet Bey artık evlenmesi gerektiğini düşünürken Mehpare Hanım ile karşılaşır ve ona yıldırım aşkı ile tutulur. Bu aşk onları inişli çıkışlı bir evliliğe götürür . Görkemli bir düğün töreninin ardından başlayan evlilik onları yeni bir hayatın içine çekmiştir.

Balayı için Hikmet Bey ve Mehpare Hanım , Hikmet Beyin annesi Mihrişah Sultan’ın yaşadığı Paris’e giderler.Mihrişah Sultan güzelliğinin sadece tanrılara layık olduğunu , dünyada kendisinden daha güzel bir kadın olmadığını düşünüyorken gelinini gördü ve düşüncelerinde şüpheye kapıldı. Paris’te kaldıkları zaman süresince bu iki güzel arasında sanki bir soğuk savaş vardı.

Balayından dönüşte Hikmet beyler Kürt beyi Mir bedirhan’ın oğlu Addürrezzak Bey’in köşkünün yanındaki köşke taşınmışlardı .

Bu sıralarda İstanbul Şehreminisi Rıdvan Paşa ile Addürrezzak Bey arasında köşkün önündeki yolun yapılmaması nedeniyle bir sürtüşme yaşanıyordu .Abdürrezzak Bey Rıdvan Paşa’nın kahyasını kaçırdı. Bunu kendine yediremeyen Rıdvan Paşa köşkün etrafını sardırdı ve kahyasının geri verilmesini istedi . Fakat Abdürrezzak Bey’in adamları bunu kabul etmedi ve aralarında çatışma çıktı. Abdürrezzak Bey’in oğlu bu çatışmada öldü.

Bütün bunlar yaşanırken karnında Hikmet Beyin oğlunu taşıyan Mehpare Hanım ev ahalisiyle birlikte korku içinde olanı biteni takip ediyorlardı.

Ama bu gecede diğer gecelerde olduğu gibi Rukiyenin dadısı , Mehpare Hanım ve Hikmet Bey aynı odada sabahladılar . bu geceler sayesinde Hikmet Bey ve Mehpare Hanım’ın evlilikleri mutlu bir şekilde devam ediyordu.Çünkü Mehpare Hanım her zaman yeni zevkler arıyor ve bunları gerçekleştirdiğinde mutlu oluyordu .

İstanbul’un içinde bulunduğu bu karmaşık durumda 93 Harbinin kahramanlarından ve Reşit Bey’in en yakın arkadaşlarından biri olan Deli Müşir lakaplı Fuat Paşa’da sadrazam olabilmek için birbirleriyle savaşan fakat Fuat Paşa’ya karşı sanki bir kutsal ittifak içine girmiş olan diğer paşalarla savaşıyordu.

Diğer paşalar Fuat Paşa aleyhinde çeşitli jurnaller vererek Fuat Paşa’nın Padişah’ı devirmek için planlar yaptığını belirtiyorlardı . Padişah ilk zamanlarda bunlara inanmıyor; Fuat Paşa’nın güvenilir bir asker olduğunu düşünüyordu .

Fuat Paşa’da tedbir olsun diye güvendiği kişileri çevresinde topluyordu ; Şam’dan da Ragıp Bey’i çağırmıştı .Ragıp Bey iyi silah kullanabilen yiğit bir askerdi .Fuat Paşa, Ragıp Beyi bir hafiyesi gibi İstanbul sokaklarında dolaştırıyordu .Bir alem sırasında Ragıp Bey ,Fuat Paşanın düşmanlarından Rasim Paşanın adamı Arap Dilaveri öldürdü . Bu karmaşık ortamda Fuat Paşaya zarar gelmesin diye Hasan Efendinin yardımıyla Şeyh Efendinin yanında gizlenmeye başladı .

Mulazım Cevat Bey haftada 2-3 kez kardeşini ziyarete tekkeye geliyordu .Ragıp Bey tekkede kaldığı süre içerisinde Şeyh Efendi ile dost olmuştu.

Hikmet Bey bu sıralarda saray mabeyinde çalışırken köşede duran dilenciden Rus sefirinin tercumanına kadar herkesin Padişah adına çalıştığını öğrenip şaşırmış ve herkesin bileceğinden daha çok şeyi Padişah’ın bildiğini görmüştü .

Fuat Paşa aleyhinde gelen jurnaller artıkça Padişah’da Fuat Paşa’dan şüphelenmeye başlamıştı .Fuat Paşa herşeyin farkındaydı ve bu yüzden evden hiç çıkmıyordu .Bir gün kitap aldırmak için 2 hizmetçisini yollamıştı .Zaten diğer paşaların hafiyeleri tarafından sürekli göz hapsinde bulunan eve; 2 hizmetçinin ellerinde siyah torbalarla geldiğini gören hafiyeler , torbalarda ne olduğunu öğrenmek istemişler , hizmetçilerle hafiyeler arasında çıkan kavga kısa sürede çatışmaya dönüşmüş ,evden çıkan diğer hizmetçi ve Fuat Paşa’nın adamları sayesinde hafiyeler kaçmıştı. Ama bu olay Padişah’ın Fuat Paşa’yı Mısır’a sürdürmesine neden olmuştur.

Fuat Paşa’nın sürülmesiyle onun adamları bir bir tevkif ediliyorken Ragıp Bey’de yeniden Şeyh Efendi’nin tekkesinde saklanmaya başlamıştı .

Tekkede uzun süre saklandıktan sonra ortalık nispeten daha sakin bir hal aldığında biriken maaşlarını almaya gittiğinde gördü ki devlet artık memuruna bile para ödeyemiyordu. Ragıp Bey artık ülkede birşeyler değişmesi gerektiğini düşündü . Ama yinede Cevat ağabeyi ve arkadaşlarına katılıp ihtilal planlarına ortak olmayı aklından bile geçirmiyordu.

Ragıp Bey para kazanmak için paşazadelerin devam ettiği askeri bir okulda öğretmenlik yapmaya başlamıştı .Bir gün parasızlıktan ve paşazadelerin saygısızlıklarından bunalıp bir paşazadeye tokat attı ve okuldan atıldı. İlk günkü ruhuna huzur veren duygulardan sıyrıldığında başına gelecekleri düşünüp Şeyh Efendi’den yardım istedi .

Bu olaydan 3 ay sonra Ragıp Bey Şeyh Efendi’nin sayesinde aldığı emirle Alman Ordusuna misafir subay olarak gönderildi .

Gitmeden önce Cevat Bey kardeşinden Almanya’da yayınlanan çeşitli mecmuaları istemişti. Ragıp Bey de ağabeyinin bu teklifini kabul etmişti.

Bu sıralarda Hikmet Bey ve Mehpare Hanım’ın arası iyi değildi . Bundan dolayı Hikmet Bey kendini mum imalatına vermişti . O günlerde Hikmet Bey annesi Mihrişah Sultanın İstanbul!a geleceğini haber almış ve onu beklemeye başlamıştı.

Mihrişah Sultanın geleceği tüm İstanbula yayılmış ve hakkında daha gelmeden dedi kodular başlamıştı.

Mihrişah Sultanla Mehpare Hanım arasındaki soğuk savaş yeniden başlamıştı . Mihrişah Sultanın gelmesi Hikmet Beyin kendine olan güvenini yeniden kazanmasını ve dünyadaki tek güzel kadının Mehpare Hanım olmadığını anlamasını sağlanmıştı .Böylece Mihrişah Sultan Mehpare Hanım karşısında 1 adım öne geçmişti. Ama bu Mihrişah Sultana yetmemiş ;Mehpare Hanımın eski eşi Şeyh Efendiyi baştan çıkarmak için sık sık tekkeye gitmeye başlamıştı . Fakat Şeyh Efendiyi etkilemeyi düşünürken kendisi ondan etkilenmişti .

Mehpare hanım karşısındaki zaferi ve Padişahın emirleri sornasında Paris’e dönmüştü.

Ragıp Bey Alman Ordusundayken gösterdiği başarıdan dolayı ordudaki herkesin takdirini kazanmıştı .Bir gün Alman meslektaşları tarafından yapılan bir şakadan dolayı çok sinirlenmişti .Alman subaylar ondan özür dileyerek onun Alman İmparatorunun da izleyeceği bir at yarışına katılmasını sağlamışlardı . Ragıp Bey Bu yarışta birninci olarak 3000 altını kazanmıştı .

İstanbul’da bu sıralar İstanbul Şehreminisi Rıdvan Paşa Ali Şamil Paşanın adamları tarafından vurulmuştu.Buna çok sinirlenen Padişah Kürt Beyi Mir Bedirhanın soyundangelen iki bin kişiyi sürgüne göndermişti .3 katil binlerce kişinin hayatın karartmıştı .

Son günlerdeki karışık ortama birde İttihat ve terrakki cemiyetin çoğaltıp saray ve çevresindeki çoğu yere dağıttığı ve astığı mecmualardan Padişah o kadar çok rahatsızlık duyuyorduki sarayın marangozhanesinde çıkan yangın ve onun sondürülmesinde çıkan gürültüyü bir an için ihtilal zannetmişti ..

Hikmet Bey Mehpare Hanım ile arasındaki soğukluğunda etkisiyle Cevat Beyin arkadaşlarından Hulusi Beyin verdiği Fransızca makalelerin çevirisini yapıyordu.

Hikmet Bey artık içinde bulunduğu işten halkın durumunu biliyordu ve bu yüzden çok görkemli bulduğu arabasını satmaya karar vermişti.Ama bu kararı araları zaten bozuk olan Mehpare hanımı iyice kızdırmıştı .Tüm bu aralarındaki soğukluğa ve yeni bir dadı gelmiş olmasına rağmen 3 kişinin aynı odada sabahlamaları devam ediyordu.

Bu sıralarda Hikmet Bey alehine gelen bir jurnalle Hikmet Beyin tayini Selaniğe çıkmıştı .burası Hikmet Bey ve Mehpare Hanımın evlilikleri için son kez mutlu olayların yaşandığı yer olacaktı .Çocukların büyüdüklerinin farkına varacaklar ve onlarla ilgileneceklerdi.

Ama bu saadet çok uzun sürmedi .oturdukları evin arkasındaki Osmanlı Bankasına Bulgar komitacılar tarafından konulan bomba patlamış ve bir anda şehirde bir kaos ortamı doğmuştu .

Hikmet Bey annnesi ve babasına iyi olduğunu haber vermek için telgraf çekmeye gitmişti .postahanenin etrafı askerlerle çevrilmişti .Hikmet Bey içeriye girmişti ve telgraf çekeceği sırada bir Bulgar komitacı belinden çıkardığı bombaları dışarıdaki askerlere attıktan sonra ‘Yaşasın , Hür Bulgaristan’ diye bağırmış sonrada intihar etmişti .

Bu olaylardan sonra artık sinir krizleri geçiren ve içine ölüm korkusu sinen çocukların dadısı gitmek istemişti .Hikmet Bey de dadıyı sakinleştirmek için onun teklifini kabul etmişti ve ona Marsilya’ya giden ilk giden bir gemiden kamara ayırttı. Dadıyı gemiye uğurladıktan sonra Hikmet Bey ,Mehpare Hanım ve çocuklar gemi gözden kayboluncaya kadar bir sahil gazinosunda oturmaya kara verdiler .Gazinoda otururken gemiden dumanların yükseldiğini ve hemen arkasından geminin battığını gördüler.İzledikleri olay Osmanlı tarihinin en büyük deniz facialarından biriydi Dadı bu faciada ölmüştü .

Dadının ölmesinden Hikmet Beyi sorumlu tutan Mehpare Hanım ile Hikmet Bey arasındaki ilişki yeniden soğumuştu .Karısına aşık olduğu halde ondan istediği ilgiyi göremeyen Hikmet Bey son olaylarla birlikte artık birşeyleri değiştirmek için o güne kadar yardım ettiği ama üyesi olmadığı İttihat ve Terakki Cemiyetine üye olmaya karar verdi ve kısa zamanda çalışmalarıyla birlikte en aktif üyelerden biri olmuştu babasını mevkii sayesinde önemli tüm belgeleri o taşıyordu .

Bu sıralarda Ragıp Bey Alman Ordusundaki tüm başarılarına rahmen kızıyla evlenme teklifini olumsuz karşılayan komutanının da etkisiyle ülkesine dönmeye kararverdi .Ama kimse onu hatırlamıyor gönderdiği mektuplara bir karşılık alamıyordu

SonundaŞeyh Efendiye bir mektup yazdı ve onun sayesinde hatırlanarak 46. Topçu taburuna tayini çıktı.Burada komitacılar la çeşitli çatışmalara girdi ve bunlardan başarıyla çıktı.

Bu arda Cevat Bey Selaniğe kardeşini ziyarete geliyor ve onu düzenlenen bir törenle resmen cemiyete üye yapıyordu .

Cemiyette çeşitli fikirler ortaya atılıyor ama hiçbiri kabul görmüyordu kimi komitacılar gibi bizde halkı ayaklandıralım diyor, kimi biz sadeceTürklerin yaşadığı bölgeleri alalım gerisini Yunanllılara,Bulgarlara ,Sırplara Araplara verelim diyordu ama bu fikri ihaniyet-I vatan olarak görüyorlar dı.

Buarada Mehpare Hanım Rukiyenin okuduğu okuldaki arkadaşlarının velileriyle düzenlediği toplantılara katılıyordu bu toplantılardan birinde tanıştığı Konstantin Sezar aralarında bir kıvılcımlanma olduğunu er veya geç birlikte olacaklarınıdüşünüyordu ve haklıydı Konstantin hergün Mehpare Hanımın evinin önünden arabayla geçiyordu.

Cemiyet üyeleri ilk kez siyaset sahnesine bütün konsolosluklara gönderdikleri birbildiri yayınlamışlardı bunun üzerine o güne kadar tehdit olarak çok önemsemediği ama hata yaptığını anlıyan Padişah cemiyet üzerine 3. Orduyu göndermişti

3.Ordunun komutanı Nazım Paşa idi yani cemiyeti kuranlardan Enver Beyin eniştesi ve aynı evde yaşıyorlardı ama cemiyetin varolması için Nazım Paşanın öldürülmesi şarttı ve Enver Bey ve arkadaşları ona suikast düzenlendi fakat sadece yaralanmıştı bunun üzerine deşifre olan Enver Bey Anadoluda başlatmayı düşündükleri ayaklanmayı mAkedonyada başlatmaya karar verdi ve kendisine bağlı askerleri alarak dağa çıktı .

Bu sıralarda komitacılara karşı elde ettiği zaferlerden dolayıRagıp Beye15 günlük izin verilmişti .Oda hemen İstanbula gitmiş yarıştan kazandığı 3000 altın ve Hasan Efendinin yardımıyla annesine bir köşk sattın almıştı.

Bu arada Şeyh Efendinin 2. Karısından olma 14 yaşındaki kızıyla evlenmişti.

Nazım Paşanın vurulması Padişahı hem ürkütmüş hemde çok kızdırmıştı ve bu kez cemiyet üzerine kendisne sonuna kadar bağlı Şemsi Paşa ve Arnavut tüfekçileri göndermişti .Üstelik Şemsi Paşayı öldürmek neredeyse imkansızdı çünkü hep etrafında Arnavut tüfekçiler vardı .

Şemsi Paşa nın adı bile cemiyet üyelerini sindirmeye yetmiş cemiyet neredeyse dağılma noktasına gelmiştiki bir cemiyet üyesi Şemsi Paşayı Tüfekçilerin dikkatinin dağınık olduğu bir anda öldürmüştü .

Bu olaydan sonra cemiyettin çok güçlü olduğunu ve Şemsi Paşayı vurabilen ellerin her ankendisinide vurabileceğini düşünen Padişah hemen Sadrazamı değiştirdi ve Kanuni Esasiyi yeniden kabul ederek Meşrutiyete geçmişti bu olay yurdun dört bir yanında kutlamalarla karşılandı

*

Tek bir yerdışında Padişahın Kanuni Esasiyi kabul ettiğinin bir gazetede çıktığı gün Konstantin herzaman olduğu gibi Mehpare Hanımın evinin önünden geçiyordu ve evin kapısının önünde durdu artık dayanamıyan Mehpare Hanım koşarak Arabaya bindi ve Konstantinin bağ evine gittiler o gün beraber olmuşlar ve Mehpare hanım eve geç dönmüştü . Onu kapıda Hikmet Bey karşıladı olanları inkar etmesini istiyor ve bekliyordu ama olmadı ve bu büyük aşkı karşısında aldığı bu sonuç Hikmet Beyi çıldırttı .

Hikmet Bey odasına çıktı belinden çıkardığı tabancayı masasına koydu ve dışarıdan gelen kutlama seslerine karşılık evden sadece tek el revolverin sesi geldi.