Katre-i Matem- İskender Pala

By | 4 Şubat 2014

 

Yazarı:İskender Pala

Kapı Yayınları

 

Roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak  başlıyor. Okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor,  bir devre adını veren lalenin izinde İskender Pala’nın yarattığı  etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor.

İstanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile  lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış  tarzı, estetik bir tavır, kültürel ve tarihsel bir birikim olarak  İstanbul’u, hatta tüm Osmanlı’yı çevreliyor. İstanbul, doğal tüm  güzelliklerinin, mimari şaheserlerinin tarihî debdebesi ile beraber  lalezarlara, lale yarışlarına, lale şiirlerine bezeniyor; lalelerin  şehri, renklerin şehri, yaprakların şehri haline dönüşüyor.

İskender Pala, Katre-i Matem’de usta kalemiyle lalelere bezediği  İstanbul’da kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve  Osmanlı hallerini de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. Sevdiğini,  aşklarının ilk gecesinde kaybeden Şahin’in macerasını anlatan roman, bu  kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara  ve hatta Osmanlı sarayına kadar gidiyor. İşte bu yolculuk, okuru hiç  ummadığı yerlerde hiç ummadığı maceralarla karşılaştırıyor.

Cinayetlerin gölgesiyle giderek gizemli bir hal alan olaylar Lale  Devrine nihayet veren Patrona Halil İsyanının yakıcı siyasal  çalkantılarıyla birlikte çözülmeye başlıyor.

Kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda –ki Nevşehirli Damat İbrahim  Paşa’yı canından; Sultan III. Ahmet’i de tahtından eden cehennemden  nişan Eylül İhtilali’nin üzerinden henüz iki hafta geçti- şahit olduğum  olayları yazıp yazmamakta kararsız sayılırım.

Bilemiyorum. Yazmak gerektiğini düşündüğüm şeyler bir bakıma devlete ait  sırları ifşa etmek gibi bir ihanetin ağırlığını da vicdanıma  yükleyecek. Öte yandan Şark’ın kutsal çiçeği laleye dair yorumlarda  bulunacak ve belki şükufeciyan esnafını gücendirmiş de olacağım.

Ama birisi çıkıp yiğit Şehzade Ahmet’i, aşağılık isyancıların  yaptıklarını, cennete benzeyen İstanbul’u ve Sadabat’ın laleye kattığı  zarafeti anlatmazsa bu dahi tarihe ve şehre haksızlık sayılır…[/b]