İsmail ÖZCAN.Ders Veren Öyküler

By | 30 Ocak 2014

İsmail ÖZCAN.Ders Veren Öyküler

KİTABIN ÖZETİ :

Ders veren öyküler, düşünmesini, ders almasını bilenlere geniş ufuklar açmakta, uzak görüşlülük kazandırmaktadır. Kişinin atacağı adımda daha ölçülü, daha tedbirli olmasına yardım etmektedir. İnsanın muhakemesini geliştirmekte, giriştiği veya girişeceği işlerde hata yapma riskini azaltmaktadır.

“Kıssadan Hisse” çıkarılması gereken öykülerden bazıları :

1. SORUMLULUK

Öyküde; bir kimsenin ciddi olarak bir işle meşgul olup, bir girişimde bulunup onu başarı ile sonuçlandırmak arzusu benliğini tam olarak kapladığında, o kimse için can sıkıntısını, eften püften olayları kafasına takmak diye bir şeyin söz konusu olmadığı işlenmekte, can sıkıntısından kurtulmanın, hayata bağlanmanın, kişinin sorumluluk yüklenip, zamanını kaplayıcı bir meşguliyet edinmekle aşılabileceği vurgulanmaktadır.

Can sıkıntısının, yaşamaktan şikayet etmenin sebebinin başı boşluk olduğu, kişinin yükleneceği sorumluluk ne derece ağır olursa, kendisini o ölçüde can sıkıntısından kurtaracağı, yaşama mücadelesinin ve azminin o derece artacağı anlatılmaktadır.

2. DOĞDULAR, ÇEKTİLER, ÖLDÜLER

İnsan ömrü, insanlara ne kadar uzun gelirse gelsin, geriye dönüp bakıldığında üç dört kelime ile ifade edilebilecek kadar kısa olduğu, bunun nedeninin de hayatı yaşamaya değil, anlamaya çalışmaktan kaynaklandığı işlenmektedir.

İnsanlar, hayattan öğrenmek ve elde etmek istedikleri şeyleri, hayatın kendilerine zahmetsiz bir şekilde getirmelerini isterler. Ancak istedikleri şeyleri hayatın kendilerine vermesini beklemekle değil, hayatın kendisini bizzat yaşamakla 7elde etmenin çok daha kolay olacağı, incelenmektedir.

İnsannın bir şey öğrenmek istediğinde, başkasının bir şeyler öğretmesini beklemeden, öğrenme işini kendisinin yaparak hem zamandan kazanabileceği hem de istediği şeyi en iyi şekilde elde edebileceği anlatılmaktadır.

3. EĞRİ MİNARE

Yapılan işler ne kadar doğru yapılırsa yapılsın, eğer bir kişinin kafasında o işle ilgili kötü bir imaj varsa (yapılan iş kesinlikle doğru olsa bile) gerçekten kötü bir iş olduğu şeklinde bir inanç yayılabilir. Bu yüzden, yapılan işte itibarın sarsılmaması için, işin doğru olduğunu bilinmeli, o kişi, işin doğru yapıldığına inandırılmalı, kafasındaki kötü imaj silinmelidir.

4. DEĞİŞEN SİZİN KALBİNİZ

Kalbi, kötü ve fesat olan bir insanın hayattan alacağı zevk, kötülüğe ve fesatlığa dayalı bir zevk olacaktır. Kalbinin niyetine göre değerlendirecek ve değerlendirilecektir. Kötülük ve fesatlığın karşılığını kendiside başka insanlardan kötülük ve fesatlık olarak görecektir. Kalbi, iyilik dolu olan insan ise bu iyiliği neticesinde değerlendirilecektir. İnsanların istekleri, davranışları ve karşısındaki insanlarla ilişkilerinde niyet önemli bir rol oynamaktadır.

5. GİZLİ ODA

İnsan başarılar kazandıkça çevresindeki kıskanç insanlar bu başarıları kıskanacak ve kişi hakkında asılsız dedikodular çıkarıp onu kötülemeye çalışacaklardır.

Her kim olursa olsun başarılarıyla ve çalışkanlıklarıyla ulaştığı yüksek konuma aldanıp aslını, nereden nerelere geldiğini unutmamalı, geçmişini daima göz önünde bulundurmalıdır. Çünkü, kader insanı bir gün yine aynı duruma düşürebilir.

6. BECERİKLİ OLMAK:

Bir iş veya sorumluluk alındığında, görev, baştan savma, göstermelik, sadece dostlar alış verişte görsün diye yapılmamalı, sorumluluk, en ince ayrıntısına kadar yerine getirilmeli, yapılan işin hakkı verilmelidir. Verilen görev ve sorumluluklar dört dörtlük yerine getirilmeli ve hiçbir eksik kalmayıncaya kadar çalışılmalıdır.

İnsan, bir iş veya bir iyiliği, sadece kendini düşünerek yapmamalı, başka insanlarında yaptığı işlerden ve iyiliklerden yararlanabileceğini düşünmelidir. Yaptığı işler kendisine bir çıkar sağlamasa bile, gelecekte bu işlerden fayda sağlayacak insanların çıkabileceğini düşünmelidir. Bu yüzden insanlar sadece kendileri için değil başkalarının gelecekleri için de (kendisinin bir çıkarı olmasa bile) çaba harcamalılar ve bilinmelidirki insanlar yaptıkları işlerin karşılığını er geç alırlar.

7. RÜYA YORUMU

İnsanlar, doğrulara ve yanlışlara, duymak istedikleri gibi söylenildiğinde inanırlar. Yani anlamaları istenilen şey onların düşünce yapısına göre anlatılmalıdır. Böylece karşılıklı ilişkilerde ve iletişim kurmada daha verimli ve başarılı olurlar, vermek istediğimiz mesajı da daha rahat anlarlar.

8. TERBİYE YARADILIŞA BAĞLIDIR

Bir insanın kişiliği, terbiyesi ve becerisi ne ise ilerlemesi, olgunlaşması da o yönde olacaktır. Başka bir insan, o kişiye, onun tabiatı haricinde olan, düşüncelerini ve alışkanlıklarını ne kadar empoze etmek isterse istesin o kişi kendi bildiğini er geç yapacaktır. İnsanlar değiştirilmeye çalışılmamalı, bilakis kendi benlikleri doğrultusunda hayatlarına yön verilmelidir. Böylece kişiden alınacak verim artacak, ileride de kendi tabiatına aykırı düşen düşüncelerden dolayı hata yapması da engellenecektir. Kişinin özü değiştirilmeye çalışılmamalı, değiştirilse bile eninde sonunda özüne, yaradılışındaki terbiyesine geri döneceği düşünülmelidir.

9. TAHTA KILIÇ

İnsanlar uyanıklıkları ve pratik zekalarıyla, en zor anlarında bile kendilerine çıkar yol bulabilirler ve başlarına gelebilecek her türlü olayda, aleyhine olan durumu lehlerine çevirebilirler.

10. KEMAN

İnsanlara, sevildiklerinin, unutulmadıklarının hatırlatılması onların kendilerine olan öz güvenlerinin artmasını, üstesinden gelemedikleri işleri bile kolayca başarabilmelerini sağlamaktadır. İnsanın, sevildiğini ve unutulmadığını bilmesi, kişiliğini ve kabiliyetlerini açığa çıkarmasında ve geliştirmesinde yardımcı olur.