Ana Sayfa / Bilim / Galileo Galilei
Galileo Galilei
Galileo Galilei

Galileo Galilei

Dünyanın durağan değil, hareketli olduğunu savunduğu için Kilise tarafından Kutsal Kitap’ın öğretilerine saygısızlıkla suçlanarak Engizisyonda yargılanmak durumunda kalan Galileo Galilei 5 Şubat 1564’te İtalya’nın Pisa kentinde doğdu. Her dönemde gözde bir disiplin olan tıbbın o dönemdeki etkinliğini göz önüne alarak babası Vincenzio Galilei tarafından tıp eğitimi görmesi için 1581’de Pisa Üniversitesi’ne kaydettirilen Galileo, geleneğe direneceğinin ilk belirtilerini gösterecek bir davranış sergileyerek, üniversitede tıp yerine matematik, astronomi ve fizik derslerine devam etmiştir. Kısa bir süre sonra bütün eğitimini matematik üzerine kuran Galileo, eğitimini tamamladıktan sonra yakın dostu Marki Guido Ubaldo del Monti’nin aracılığıyla aynı üniversitenin matematik kürsüsüne okutman olarak atandı (1585).

Matematiğe olan ilgisi giderek bir tutkuya dönüşen Galileo, matematiği bütün varlığı en yalın ve doğru bir şekilde kavramanın aracı olarak görmeye başladı. Bilimin konusunu oluşturan doğanın matematikle yazılmış bir kitap olduğunu kabul ettiği gibi, doğanın bilimi olan fiziğin de matematiksel bir disiplin olduğunu savundu. Bu düşünceleri ışığında yaptığı çalışmalar sonucunda, geleneksel olarak Aristoteles felsefesinin bir kolu olarak görülen fizik, matematiksel ve deneysel bir bilim haline geldi. Kilise destekli Aristotelesçi felsefenin ilk yenilgisi olan bu matematiksel fizik düşüncesini, yeterince güçlü olmasa da ilk önemli çalışması olan Hareket Üzerine (De Motu, 1590) adlı kitabında ortaya koydu. Bundan sonra Aristoteles felsefesini yadsıyan görüşler geliştirmeye koyulan Galileo, bu görüşlerinden dolayı ağır eleştirilere uğradı ve sonunda Pisa kenti onun için yaşanmaz bir yer haline geldi. Bu sıkıntılı anında yakın dostu Marki bir kez daha devreye girerek, matematik profesörü olarak görev yapacağı Padua Üniversitesi’ne geçmesini sağladı.

Padua’da kısa bir süre ilgisini yeryüzünden gökyüzüne yönelten Galileo, burada yoğun bir şekilde Ay, Satürn, Jüpiter, Venüs ve Güneş lekeleri üzerinde çalıştı ve ulaştığı sonuçları derlediği Yıldız Habercisi (Sidereus Nuncius, 1610) adlı kitabını yayımladı. Galileo, bu kitabında yer alan gözlemleriyle gökyüzünün sabit, değişmez ve Dünya’nın da bütün hareketin merkezi olduğunu varsayan kilise onaylı Aristotelesçi dünya görüşüne bir kez daha aykırı düşmüştü. Kilise tarafından uyarıldı. Uyarı pek etkili olmadı. Kiliseyi ve yerleşik düşünce merkezlerini daha fazla tedirgin edecek ilk hacimli çalışması olan İki Büyük Dünya Sistemi Üzerine Diyalog (Dialogo Sopra i due Massimi Sistemi del Mondo, Ptolemaico e Copernicano, 1632) adlı kitabını Papa VIII. Urban’ın karşı çıkmasına rağmen yayımladı. Bu kitabında Güneş Merkezli Evren Modeli’nin doğruluğunu göstermek için bir dizi sav geliştirmiş olması nedeniyle Papa VIII. Urban tarafından Engizisyon’a gönderildi.

Galileo 1633’te bu kitapta ileri sürdüğü fikirlerini geri aldığını belirtmesine karşın, ev hapsine mahkûm olmaktan ve bilimsel yayın yapmama cezası almaktan kurtulamadı. Yaptığı Güneş gözlemlerinin sonucu olarak kısa bir süre sonra görme duyusunu kaybeden Galileo, mahkûmiyeti boyunca da boş durmayarak İki Yeni Bilim Üzerine Konuşma (Discorsi e Dimostrazioni Mathematicae Intorno a due Nouve Scienze Attenenti alla Meccanica, 1638) adlı kitabını yazdı. İtalya’da ev hapsinde olması dolayısıyla kitabını dostlarının yardımıyla Leyden’de yayımladı. Mücadeleyle geçen ömrü 8 Ocak 1642 tarihinde sona erdi.

Bütün ömrü boyunca yerleşik düşüncenin ve ona dayalı Kilise öğretisinin tutarsızlığını göstermekten geri kalmayan Galileo’nun Geometrik ve Askeri Pergel’in Kullanılışı Üzerine (Le Operazioni del Compasso Geometrico e Militare, 1606), Suda Yüzen Nesneler Üzerine Söylev (Discorso Interno alle Cose Che Stanno in su l’Acqua, 1612), Güneş Lekelerinin Tarihi ve Kanıtları (Istoria e Demostrazioni Intorno alle Macchie Solari, 1613) adlı kitapları da bulunmaktadır.

Hakkında admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir