FIRAT ÜÇGENİ (GAP PROJESİ’NİN GÜVENLİK BOYUTU)

By | 30 Ocak 2014

KİTABIN ADI

FIRAT ÜÇGENİ (GAP PROJESİ’NİN GÜVENLİK BOYUTU)

KİTABIN ÖZETİ :

1. “Institute for Natıonal Strategic Studies-ABD” tarafından, 1999 yılında GAP konusunda yapılan incelemenin amacı, müteakip fıkralarda belirtilmiştir;

1. GAP Projesi’ni tanıtmak,

2. Proje’nin Türkiye, Irak ve Suriye üzerindeki etkilerini incelemek,

3. ABD Hükümeti’nin dikkatini bu konu üzerine çekerek, şimdiden çözüm senaryoları üretilmesini sağlamaktır.

1. Toplam 22 Baraj, 19 Hidroelektrik Santral ve 13 Büyük Sulama Ünitesi’nden oluşan GAP projesi, Türkiye Hükümeti’nin 1961 yılından beri inşaasına devam ettiği çok önemli bir projedir.

2. GAP Projesi tamamlandığı zaman 200.000 kişiye iş imkanı verecek, temiz içme suyu sağlayacak, Türkiye’nin elektrik üretim kapasitesini arttıracak, modern okullar, hastahaneler, yollar, köprüler, üniversiteler yapılmasında ve bölgenin bayındırlık alanında kalkındırılmasında önemli bir rol oynayacak, bölgenin politik, sosyal ve ekonomik çehresini değiştirecektir.

Proje ayrıca Kürt kökenli vatandaşların ekonomik yönden kalkınmalarına yardımcı olacak, bu vatandaşların gelir düzeylerini arttıracak ve aralarındaki hoşnutsuzluğu da giderecektir.

3. Orta Doğu’da ki ülkelerin büyük bir çoğunluğu petrol yönünden zengin olmasına rağmen su kaynakları yönünden oldukça fakirdir. Su kaynaklarının kıtlığı; erozyon, ormanların yok olması, kuraklaşma ve çölleşme gibi bir çok doğal problemin ortaya çıkmasına da neden olmaktadır.

Bu durum doğal olarak, Irak ve Suriye’nin Fırat ve Dicle Havzaları’ndan gelecek suya olan ihtiyacını arttırmakta, nüfus artışı da göz önüne alındığında bu ihtiyaç hergün biraz daha hayati olmaktadır.

4. Mevcut haliyle Fırat Havzası incelendiği zaman, aşağıdaki bilgiler dikkati çekmektedir;

Bilgiler ÜLKELER

TÜRKİYE

IRAK

SURİYE

TOPLAM

Ülkenin nehre yaptığı su katkısı

% 89

% 11

% 100

Ülkelerin nehirden su kullanım oranı

% 35

% 44

% 21

% 100

Ülkenin sınırları içinde kalan havza alanı

% 40

% 43

% 17

% 100

Görüleceği üzere Irak, Fırat Nehri’ne herhangi bir su katkısı yapmamakta, buna karşılık da nehrin sularının % 44’lükr bir bölümünü kullanmaktadır.

Türkiye’nin nehre su katkısı % 89 iken, kullandığı oran % 35’tir. GAP projesinin tamamlanması ile birlikte bu oran diğer ülkeler aleyhine artacaktır.

5. GAP Projesi, Fırat ve Dicle Nehirleri’nin sularına şiddetle ihtiyaç duyan Irak ve Suriye’yi de yakından ilgilendiren bir projedir. Bu üç ülkenin birbiri ile olan ilişkileri incelendiği zaman;

A. Türkiye ile Irak arasındaki ikili ilişkilerin temelinin su-petrol alışverişine bağlı olduğu,

2. Irak ve Suriye arasında, bölgesel güç ve otoriteyi ele geçirmek için tarihsel bir rekabet bulunduğu,

3. Suriye’nin Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya çalışan PKK terör örgütüne maddi ve manevi destek verdiği, ilk göze çarpan unsurlardır.

1. Bütün bu sorunlar yetmiyormuş gibi bölge ülkelerinin birbirlerinden farklı ve bağımsız politikalar izlemesi, karşılıklı diyalog ve işbirliği çabalarını da engellemekte ve sorunların çözümünü güçleştirmektedir. Aşağıdaki temel konular, bölgedeki siyasi güvensizlik, istikrarsızlık ve karmaşanın gelişmesinde çok önemli rol oynamaktadır;

1. Irak’da ki Saddam Hüseyin Hükümeti, bölge istikrarı için çok büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

2. Suriye’nin PKK’ya verdiği destek, Türkiye ile Suriye arasındaki politik, ekonomik, askeri ve siyasi ilişkilerin temelinden sarsılmasına neden olmaktadır.

3. Türkiye’nin NATO’ya üye olması ve ABD ile iyi ilişkiler kurması, onu Arap komşularından uzaklaştırmaktadır.

4. Bölge ülkelerinde her geçen gün artarak devam eden silahlanma yarışı, bölgedeki dengeleri bozmakta, istikrarı tehdit etmektedir.

5. Kıbrıs ve Yunanistan sorunu da, Türkiye’nin komşuları ile olan ilişkilerini etkilemektedir.

1. Türkiye bugün ABD’den sonra NATO’da en fazla askeri güce sahip olan ülkedir. Her geçen gün kendisini yenileyen, modernizasyona büyük önem veren ve bölgenin en büyük silahlı gücü durumunda bulunan Türk Ordusu, Anayasa’dan aldığı güç ile Türkiye’yi iç ve dış tehditlere karşı koruma görevini de üstlenmiştir.

Dolayısı ile TSK özellikle dış politikaların belirlenmesinde, Türk Hükümeti’nin anayasal görevlerini yerine getirip getirmediği konusunun denetlenmesinde de çok önemli bir rol oynamaktadır. Hiç şüphe yoktur ki TSK ileride Fırat-Dicle sorununda ulaşılacak bir anlaşma ortamında da önemli görevler üstlenecek ve sonucu etkileyen kararlar verebilecektir.

2. Onbeş yıldan fazla bir süredir bölgede su sorunundan kaynaklanacak bir çatışmanın olacağı tahmin edilmesine şu ana kadar herhangi bir savaş meydana gelmemiştir. Bunun en önemli sebebi Türkiye’nin sahip olduğu askeri gücü ve bir NATO üyesi olmasıdır.

Bölge ile ilgili ortaya atılan çatışma senaryolarına göre, 2010 yılından sonra Fırat-Dicle Havzası çok tehlikeli bir bölge olmaya başlayacaktır. Irak, Suriye ve Türkiye arasındaki siyasi, ekonomik ve politik ilişkiler daha da önemli hale gelecek, Fırat-Dicle Nehirleri’nin suyunun kullanılması sorunu ve GAP, ileride bölgede muhtemel çatışmalara yol açabilecektir.

10. NATO ve ABD, Fırat-Dicle Havzası’nda su sorununa bağlı olarak doğabilecek bölgesel çatışmaları değerlendirmek ve azaltmak için bir takım güvenlik stratejileri geliştirmek zorundadırlar.

ABD, Türkiye Irak ve Suriye arasında çıkabilecek muhtemel sorunların çözümünde çok önemli bir etkinliğe sahiptir ve bu etkinliğini de Türkiye lehine kullanmak durumundadır. Çünkü istikrarlı, zengin ve güvenlik içindeki bir Türkiye, Amerika’nın gelecekteki belge stratejilerinin belirlenmesinde hayati rol oynayabilecektir.