Ezbersİz EĞİtİm “yol Harİtasi”

By | 30 Ocak 2014

M. Tınaz TİTİZ

Beyaz Yayınları

Eğitim sistemimizin önemli sorunlarından ezbere dayalı eğitimden nasıl kurtulabileceğimizin yollarını öğrenmek istiyorsanız bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Yazar kitabı şu şekilde tanımlıyor:

“Bu kitap, ezbersiz eğitim yapmak isteyen okulların öğretmen, öğrenci, idareci ve velileri ile, bu sistemi ülke çapında yaygınlaştırmak isteyebilecek kamu yöneticileri ve politikacılar için bir “yol haritası” olarak hazırlanmıştır.

Ezbersiz eğitimin özü, gelişmiş ülkelerin eğitim sistemlerinin yüzyıllardır belli başlı amaçlarından birisi olan “bilimsel anlamda kuşku sahibi insan yetiştirmek”tir. Ezbersiz eğitim, bir deyim olarak şunları içermektedir;

Ezbersizlik: Öğrencilerce kazanılması istenilen bilgilerin mutlak doğrular olmayabileceği, her bilginin ancak belirli varsayımlar altında doğru olabileceği kuşkusunun , kalıcı bir düşünce biçimi olarak öğrencilere verilmesidir.

Bu özelliğe sahip okullarda öğrenciler, söylensin ya da söylenmesin her bilginin hangi varsayımlar olduğunda geçerli olduğunda geçerli olduğunu öğrenmek yanında daimi bir kuşkuya (bilimsel kuşku) sahip olmalıdırlar. Bu niteliğin en belirgin dışavurumları yaratıcılık, buluşçuluk gibi özellikleridir.

Öğrenci Merkezlilik: “Öğretme yerine öğrenme” de denilebilecek bu yaklaşımda bilgi, beceri, tutum ve davranış edinme süreci öğreticinin değil öğrencinin denetimi altında yürür.

Bu yaklaşımın nedeni, öğrenme olgusunun ancak öğrencinin öğrenme enerjisinin harekete geçmesi, onun ilgi alanına hitap edilmesi, onun öğrenme profiline uygun şekilde, dolayısıyla da öğrencinin denetimi altında sürmesi halinde meydana gelebilmesi gerçeğidir.

Gelişkin (üstün) Türkçe: Türkçe’nin, diğer derslerle ilgisi yokmuşçasına yalıtılarak yalnızca bu derste işlenmesi değil, yaşamın diğer alanlarına karşı gelen derslerle birlikte de işlenerek, kendini tam ifade edebilme ve ifade edilenleri tam algılayabilme düzeyine erişebilmesi kastedilmektedir.

Derin Algılamaya Dayalı Yabancı Dil: Bir dil, sözcükler ve bunların kurallarından oluşan bir sistem değildir. Dil, bir kültüre ait düşünme biçiminin simgesel (söz, yazı, resim, tavır vb.) ifadesidir. Her kültürün düşünme biçimini, o kültürün asırlar boyunca süren oluşum süreci belirler. Dolayısıyla diller, sözcükler açısından temelde bu oluşum süreçleri açısından ve bu nedenle de düşünme biçimleri açısından farklıdırlar. Sözcükler, terimler, deyimler, farklı olan bu düşünme biçimlerini ifadede kullanılan simgelerdir. Buna göre, “Derin Algılamaya Dayalı Yabancı Dil”, o dilin düşünme biçiminin öğrenilmiş ve kullanılabilir hale gelinmiş olması olarak anlaşılmalıdır.

Gözetmensiz Sınavlar (Onur Sistemi): Sınavların tümünün, herhangi bir gözetmen bulundurmaksızın, tamamen öğrencilere duyulacak güvene dayalı olarak yapılmasıdır.

Açık Kitap-Açık Defterli Sınav: Eğitim süreci boyunca edinilmesi beklenen beceriler arasında bir bölümü, bilgilerin bellekte tutulması, bir diğer bölümü ise bellekte tutulanlar yardımıyla yeni bilgilere erişip, her ikisinden de farklı daha yeni bilgilerin oluşturulmasıdır.

Bu son bilgilerin sınanmasında , bilgilere erişmede açık kitap-açık defter yöntemi kullanılmalıdır. Çünkü sınanan, herhangi bir yolla edinilen bilgileri ve bellekte tutulanları kullanarak her ikisinden de farklı yeni bilgiler kompoze edebilmesidir.

Bunlardan “ezbersizlik” dışındakiler, öngörülen eğitim sistemi için uygun iklimi oluşturma amacına yöneliktir. Ayrıca her birinin altkümeleri de mevcut olup kitap içinde onlar da verilmişlerdir.

Bu tür bir eğitim almış kişiler –ne denli parlak görüntülü olurlarsa olsunlar-, uzlaşmacı değil çatışmacı olmakta, kendi koşulsuz doğrularını herkese benimsetmek yolunu seçmektedirler.

Ezber, ilk bakışta sanılabileceği gibi dini temelli değildir. Hatta, “imanı pekiştirmek üzere sorgulama”, en az fizik biliminde olduğu kadar dinde de gereklidir. Bu yapılmadığı takdirde, “taklidi iman” denilen inanç türünden ileri gidememek tehlikesi de vardır. Bu ise her şeyden önce dinin kendisine zarar demektir. Ezberin nedenleri, kitap içinde ayrı bir bölüm içinde irdelenmiştir.

Bu “yol haritası” , “koşulsuz tek doğrulu” dünya görüşü yerine “çok doğrulu” dünya görüşünü benimsemeyi tercih edebilecek okullar için yararlı olabilir. Kendi doğrularını değiştirmeyi düşünmeyenlere ise ne bu, ne de bir başka kitabın yararı olabilir.

Türk milli eğitim sisteminin temeldeki sorunu, az bilgili insan yetiştirmesi değildir. Koşullara göre çözümler üretmek üzere yaratıcı olmaya değil, her şeyin yanıtının okulda öğretilmesine dayalı anlayış, en temel sorunu oluşturmaktadır.”