4 C
Ankara
Cumartesi, Mart 6, 2021
Ana Sayfa Mobil Mobil Uygulamalar Dokunmayı Öğrenmişti, Şimdi Konuşmayı Öğreniyor

Dokunmayı Öğrenmişti, Şimdi Konuşmayı Öğreniyor

- Advertisement -
- Advertisement -

[dropcap]G[/dropcap]eçtiğimiz ay uzun zamandır merakla beklenen iPhone 5’in ortaya çıkacağı düşünülürken, Apple farklı bir hamle yaparak ve iPhone 5 yerine iPhone 4S’yi tanıtmayı tercih etti. iPhone 4S, iPhone 5’e dair beklentilerin aksine mevcut iPhone 4 ile karşılaştırıldığında dış görünüş ve fonksiyon açısından pek bir fark içermiyor.

Ekran aynı, tasarım aynı, boyutlar aynı. Fakat dış görünüşün ötesine geçip aygıtın içine göz attığınızda hemen hemen her parçanın bir şekilde “terfi ettiğini” görüyorsunuz. Halihazırda iPad 2’de kullanılan çift çekirdekli Apple A5 işlemcisinin artık iPhone 4S’de de kullanılması gibi.

A5, şu ara ortalıkta gezinen mobil işlemciler arasında en beceriklilerden biri. Hatta iPad 2 ilk çıktığında yapılan incelemeler, A5’in 90’ların birkaç odayı dolduracak büyüklükteki süper bilgisayarlarından bile daha yüksek işlem gücüne sahip olduğundan bahsediyordu.

Peki bu ölçekteki bir işlemciyi bir cep telefonunun içine yerleştirip ne yaparsınız? Elbette yüksek işlemci gücüne ihtiyaç duyan uygulamaları hayata geçirmeye başlarsınız. Örneğin gerçek zamanlı çalışabilen ses tanıma uygulamaları gibi.

İşte Apple, herkes piyasaya bir iPhone 5 çıkarmasını beklerken kullanıcılara bir iPhone 4 ikizi sunmanın getirdiği hayal kırıklığını, Siri adını verdiği ses tanıma özelliğine sahip kişisel asistanla aşacak gibi görünüyor.

Siri, iPhone 4S fonksiyonlarıyla bütünleşen ve telefonunuzla yapabileceğiniz hemen hemen her şeyi, konuşarak yapmanızı sağlayan bir yazılım. Fakat işlevleri sadece önceden belirlenmiş komutları tanımak ve işlemekle sınırlı değil. Örneğin “Bana Pazartesi saat 11’de bir randevu ayarla” diyorsunuz, takvimi açıp belirlediğiniz saate randevunuzu yerleştiriyor.

“Ahmet’e bir kısa mesaj yolla. İçine de şu mesajı yaz” diyorsunuz, mesajı hazırlayıp söylediklerinizi içine yerleştirerek sizden onay alıp gönderiyor. “Karnım acıktı, yemeği nerede yiyeyim” diyorsunuz, haritadaki konumunuza göre çevrenizdeki lokantaların listesini bulup karşınıza getiriyor.

“Saat kaç”, “bugün hava nasıl olacak” gibi basit istekleri saymıyorum bile. bit. ly/pz2len adresindeki videoda Siri’nin neler yapabileceğine dair hayli güzel bir değerlendirme var. Aslına bakarsanız Siri’nin bu yaptığı yeni bir şey değil. Farklı platformlarda, Siri’nin yaptığı işe benzer şeyler yapan farklı uygulamalar uzun süredir vardı.

Siri’yi diğerlerinden ayıran en önemli özellik ise başından itibaren telefonun bütün fonksiyonlarıyla uyum sağlayacak biçimde tasarlanmış ve aygıtla bütünleşmiş olması. Dahası, Siri’nin telefona yükleyeceğiniz üçüncü parti uygulamalarla bir araya gelme potansiyeli, gelecekteki kullanımına yönelik yaratıcı fikirleri de gündeme getiriyor.

Örneğin asayfa.com’dan aldığı bilgiler eşliğinde normalde herkesin ilgi duymayacağı niş bir konu üzerine sizinle saatler boyu sohbet edebilecek bir uygulama hayal edin… Ne kadar keyifli olurdu, öyle değil mi? Siri, henüz beta aşamasında olmasına rağmen ses tanıma konusundaki başarısı ve farklı uygulamalarla bütünleşme potansiyeli sayesinde akıllı telefonlarla etkileşime yönelik yeni bir yöntem öneriyor.

İnsana özgü en temel duyulardan biri olan dokunmanın mobil cihazlarda en doğru şekilde nasıl uygulanabileceğini 2007’de iPhone’dan öğrenmiştik. Acaba akıllı telefonlarla konuşarak anlaşmanın en doğru yolunu da Siri’den mi öğreneceğiz? Belki.

Yine de bizim buralarda fazla heyecanlanmadan önce Siri’nin sadece İngilizce, Almanca ve Fransızca anlayabildiğini ve konum bazlı servisleri sunma konusunda Amerika dışında biraz zorlandığını akılda tutmakta fayda var.

[dropcap]Siri[/dropcap] hakkında detaylı bilgiyi apple.com/iphone/features/siri.html adresinde bulabilirsiniz. Bir de on.mash.to/onefjq adresinde Siri’nin ilginç sorulara verdiği ilginç cevaplar var, eğlenmek istiyorsanız bunlara da bir bakın.

Bu arada madem bir teknoloji köşesiyiz, yeri gelmişken 5 Ekim 2011’de hayata gözlerini yuman Steve Jobs ile birlikte 6 Eylül 2011’de kaybettiğimiz e-kitap kavramının babası ve dünyanın en uzun soluklu ücretsiz e-kütüphane projesi olan Project Gutenberg’in kurucusu Michael S. Hart ve 12 Ekim 2011’de aramızdan ayrılan C programlama dilinin yaratıcısı Dennis Ritchie’yi de saygıyla analım.

- Advertisement -

Most Popular

Recent Comments

admin on 300full-60