Covid-19 Aşı Rehberi

By | 28 Eylül 2021

COVID-19 ciddi bir klinik tabloya yol açarak tüm dünyada hızla yayılan ve bazı kişilerde ölümcül olabilecek kadar şiddetli hastalık durumuna neden olan önemli bir sağlık sorunudur. Koronavirüs, grip benzeri hafif hastalıktan akciğerde yaygın zatürre tablosuyla seyreden ağır hastalık haline kadar geniş bir yelpazede görülebilir. Hastalık bazı kişilerde bağışıklık sisteminin olağandan daha şiddetli olarak iltihabi yanıt göstermesine bağlı olarak daha ağır seyretmektedir. Bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıklara sahip bireylerde veya daha önceden bilinen tansiyon, şeker, kanser gibi kronik hastalığı olan kişilerde hastalık daha ağır seyredebilmektedir.

Mevcut klinik yaklaşımda, PCR testi yapılarak COVID-19 enfeksiyon varlığı taranmakta ve test sonucu pozitif gelen, enfeksiyonu olduğu bilinen kişilerle temaslı olan bireyler ile hafif şiddette hastalık tablosu olan bireyler karantina uygulamaları ile birlikte yakın takip edilmektedir. Virüsün hücre girişini engelleyerek çoğalmasının önüne geçen belirli antiviral tedaviler COVID-19 tedavisinde kullanılsa da tüm dünyada görülen ağır hastalık tablosu ve ölümleri engellemede bu tip tedaviler istenen düzeyde etkinlik gösterememektedir. Ağır hastalık tablosu olan kişiler hastanede yatarak tedavi görmekte, altta yatan sağlık problemleri ve komplikasyonlara yönelik spesifik tedaviler uygulanmaktadır.

Tüm bu bilgilerin ışığında, pandemi ile mücadelede en etkili yöntem koruyucu hekimlik uygulamalarıdır. Bu doğrultuda tüm dünyada maske kullanılması, temizlik ve hijyen kurallarına azami dikkat edilmesi ve kişiler arasında en az 1,5 metre mesafe bırakılması enfeksiyon kontrolü için esas olarak tatbik edilmektedir.

2019 yılı Aralık ayından itibaren tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs enfeksiyonu ile mücadelede en etkili yol, tüm dünya gibi ülkemizde de kararlılıkla uygulanan COVID-19 aşısı uygulamasıdır. Geliştirilen aşılar bu hastalıkta mücadelede hem hastalığın bulaşının engellenmesi hem hastalığın geçirilmemesi hem de yoğunbakıma yatışı azaltmak açısından önemli rol oynamaktadır. Aşı uygulamaları tüm hızıyla devam ederken, bazen bilimsel dayanağı olmayan aşı karşıtı görüşler ortata atılmaktadır. Bu anlamda COVID-19 aşısı öncesi ve sonrası bilinmesi ve dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında doğru ve yeterli düzeyde bilgi sahibi olunması oldukça önemlidir.

Kaç Çeşit COVID Aşısı Mevcuttur?

Düm dünyada üç farklı tipte COVID aşısı kullanılmaktadır. Çin aşısı olarak bilinen Sinovac aşısı öldürülmüş covid 19 virüsünü içeren aşıdır. Bionteck-Pfizer aşısı ise virüs içermeyen, virüse karşı antikor gelişimini sağlayan mRNA aşısıdır. Üçüncü aşı ülkemizde henüz kullanımda olmayan adenovirüs aşısı olan Spudnik  V (rus aşısı), Astra Zenneca (ingiliz aşısı)

COVID-19 Aşısı Aç mı Tok mu Vurulmalı?

Uygulanan aşı türüne göre, vücudun bağışıklık sistemi hücreleri virüse ait partikülleri tanıyarak etkili antikor üretimi ve bağışık yanıtı geliştirmeyi öğrenir. Bu sayede, gerçek virüsle karşılaşma durumunda bağışıklık sistemi hızlı ve etkili bir yanıt geliştirebilir. Ölü virüs aşılarında, virüse ait partiküller hücreler tarafından algılanır ve işlemden geçirilerek antikor cevabı oluşturulur. mRNA aşılarında ise virüse ait proteinlerin mRNA’ları aşıyla vücuda salgılanarak bağışıklık sistemine antikor cevabı üretmek üzere sürekli bir uyarım gönderir.

Hem ölü virüs partiküllerinden üretilen hem de mRNA teknolojisiyle üretilen COVID-19 aşılarının etkinliği vücudun gıda alımından etkilenmemektedir. Dolayısıyla aşı öncesi açlık gerekmediği gibi, tok olarak aşı olunması da bağışıklık cevabını değiştirmez.

COVID-19 Aşısı Kaç Doz Vurulmalıdır?

Aşı uygulamasında temel amaç, vücudun uzun dönem bağışıklığından sorumlu hücrelerinin virüse ait partikülleri tanımasını ve öğrenmesini sağlayarak, gerçek virüsle karşılaşma durumunda hızlı bir bağışıklık yanıtının sağlanması ve hastalık gelişmeden virüsün vücuttan uzaklaştırılmasıdır. Bu nedenle, aşı uygulamalarında ilk doz aşı ile bağışıklık sistemi etkenle karşılaşarak bağışıklık yanıtı yeteneğini kazanırken, belirli enfeksiyonlarda ikinci veya mükerrer dozların yapılması yoluyla bu yanıt güçlendirilir ve pekiştirilir. Bazı enfeksiyonlarda çoklu aşı uygulaması, optimal düzeyde bağışıklık yanıtının elde edilmesi için gereklidir.

Tüm dünyada uygulanan COVID-19 aşıları farklı teknolojiler yardımıyla farklı firmalar tarafından üretildiğinden, aşıların uygulanma prosedürü de aşıdan aşıya farklılık arz etmektedir. Bununla birlikte, yapılan çalışmalar temeli ile Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) ölü virüs aşıları ve mRNA aşıları 21 – 28 gün arayla iki doz halinde uygulanmasını önermektedir. Aşı türüne ve sağlık uygulamalarına göre dozlar arasındaki süre daha da uzun tutulabilir. Yine Dünya Sağlık Örgütü, belirli bir firmaya veya teknolojiye ait aşı ile ilk doz uygulandığında ikinci doz aşının da mümkünse aynı tip aşıyla yapılmasını önermektedir. Tüm bunların yanında, COVID-19 pandemisine ve aşı uygulamalarına yönelik bilimsel veriler sürekli güncellendiğinden, Dünya Sağlık Örgütü’nün bilimsel veriler ışığında yeni önerilerde bulunması imkan dahilindedir.

COVID-19 Aşısı Sonrası Neler Yapılmalıdır?

Tüm tedavi uygulamalarında olduğu gibi aşı uygulaması sonrası da erken dönemde kişinin yakın takip edilmesi gerekir. COVID-19 aşısı sonrası nadir de olsa alerjik reaksiyon gelişme riski mevcuttur. Bu nedenle aşı uygulaması sonrası en az 15-30 dakika kadar sağlık kuruluşunda gözlem altında kalınması önemlidir. Alerjik reaksiyon durumunda kişide cilt döküntüsü, şişlik,  kızarıklık, kaşıntı, halsizlik, çarpıntı, nefes darlığı, gözlerde kararma gibi belirtiler görülebilir. Alerjik reaksiyon gelişmesi halinde sağlık çalışanları tarafından hızlıca müdahale yapılır ve gerekli hallerde ilaç tedavisi ile alerjik reaksiyon kontrol altına alınır. Alerjik reaksiyon bazı kişilerde nadiren gecikebildiğinden, kişilerin olası bir belirti açısından dikkatli olması ve semptom varlığında en yakın sağlık kuruluşuna başvurması oldukça önemlidir.

Herhangi bir enfeksiyona karşı yapılan her aşı uygulamasında olduğu gibi, COVID-19 aşısı sonrasında sık olmamakla birlikte bazı yan etkiler görülebilmektedir. Bu yan etkiler arasında en sık görülenleri; aşı bölgesinde hissedilen ağrı, şişlik, kızarıklık, vücutta halsizlik, yorgunluk, soğuk algınlığı benzeri belirtiler, baş ağrısı, kas ağrıları, ateş, bulantı ve kusma olarak tespit edilmiştir. Yan etkiler genellikle birkaç gün sürer ve şiddetini azalarak kaybolur. Ancak, daha uzun süre sebat eden veya şiddetlenen belirtilerin varlığında bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

COVID-19 Aşısından Sonra Banyo Ne Zaman Yapılmalı?

COVID-19 aşı sonrası banyo yapılmasında herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır. Aşı cilt altına uygulandığından, aşı bölgesinin suyla temas etmesi anlamlı düzeyde bir enfeksiyon riski oluşturmaz. Aşıda suyla temasa bağlı vücutta zararlı bir etki oluşturacak herhangi bir içerik yer almamaktadır. Bu nedenle aşı sonrası bölgenin korunmasına gerek olmadığı gibi, banyo yapılmasında da sakınca yoktur.

COVID-19 Aşısı Ne Kadar Süre Etkilidir?

Aşıyla merak edilen konulardan biri, aşıların koruyuculuk açısından etkinliği ve bu koruyuculuğun ne kadar süre devam edebildiğidir. Aşıların hazırlanmasında farklı teknolojilerden faydalanıldığı ve her bir bireyin aşıya yönelik bağışıklık yanıtı değişkenlik gösterdiğinden, aşıların koruyuculuk düzeyleri de birbirinden farklı olarak hesaplanmıştır.

Yapılan çalışmalar, aşılanan kişilerde ağır hastalık tablosu gelişme sıklığında anlamlı derecede azalma, ölüm oranlarında da düşüş ve diğer kişilere hastalığı bulaştırma ihtimallerinin daha az olduğunu göstermiştir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü ve diğer sağlık kurumları tarafından onaylanan aşıların yapılması, pandemiyle mücadelede oldukça etkili ve gereklidir.

Aşıların etkinlik süresi, genel olarak vücudun virüse yönelik ürettiği antikor ve bağışıklık yanıtının etkinliğine bağlıdır. Normal şartlarda, vücutta virüs enfeksiyonlarına yönelik gelişen antikorlarda virüse ait tanımlayıcı partikülleri öğrenen ve ezberleyen “hafıza” hücreleri yer alır. Bu hücreler olası bir enfeksiyonda bağışıklık sistemini yeniden harekete geçirir ve uygun antikorların tekrar üretilmesini tetikler. Bunun yanında, virüse yönelik daha önceden üretilen ve kanda bulunan antikorlar virüsün henüz hücrelere girmeden uzaklaştırılmasını veya çoğalmasının engellenmesini sağlar. Bu kapsamda, kişilerin kanındaki koronavirüse yönelik gelişen antikorların yoğunluğu ile hafıza hücrelerinin ömrü doğrultusunda COVID-19 rahatsızlığına yönelik belirli bir sürede bağışıklığının olacağı öngörülmektedir.

COVID-19 enfeksiyonuna yönelik üretilen aşılarla ilgili faz çalışmaları henüz yeni tamamlandığından, aşıların uzun dönem etkileri hakkında genelleme yapacak düzeyde yeterli bilimsel veri henüz bulunmamaktadır. Bununla birlikte, COVID-19 aşısı sonrası kişilerde hastalığa karşı koruyucu özellikte bağışıklık yanıtının geliştiği ve enfeksiyona karşı koruyuculuğun en az 6 ay kadar devam ettiği çalışmalarla gösterilmiştir.

COVID-19 hastalığının insanlarda oldukça bulaşıcı ve ölümcül olması, enfeksiyona yönelik tedavi etkinliği yüksek bir yöntemin henüz bulunmaması ve pandemiyle mücadelede en etkili yöntemin aşılanma olması nedeniyle, COVID-19 aşısının uygulanması başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere tüm sağlık kurum ve kuruluşları ve hekimler tarafından önerilmektedir.

Elde edilen veriler ışığında, aşılarla ilgili uygulama prosedürleri sürekli olarak düzenlenmektedir. Başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere, uluslararası sağlık kurum ve kuruluşlarının önerisi doğrultusunda hatırlatıcı veya rapel doz olarak da bilinen ek aşı dozlarının veya üçüncü dozların uygulanmasının söz konusu olabileceği akılda tutulmalıdır.