Çocuklar Neden Başarısız Olur?

By | 30 Ocak 2014

YAZAR:JOHN HOLT TÜRKÇESİ: GÜROL KOCA

KİTAP:ÇOCUKLAR NEDEN BAŞARISIZ OLUR?

BEYAZ YAYINLARI

Çocuklar başarısız olamazlar, bizler tarafından adeta başarısızlığa itilirler. Aslında her çocuk keşfedilmeyi bekleyen gizli bir hazinedir. Azimli, inançlı, kararlı, idealist kaşiflerle karşılaşmayı bekleyen hazineler… Ne kadar üzücü ki bu karşılaşmayı gerçekleştiremeyen öğrenciler. Zaman içinde ilgi ve isteklerini yitireceklerdir. Kaybedeni oynamaktan başka çareleri yoktur onların.

Öğrencilere sıfatları biz öğretmenler veririz:tembel öğrenci, ilgisiz çocuk, zeki öğrenci,akıllı çocuk,başarısız çocuk vb. hiçbir çocuk başarısız olarak doğmaz. Onda hep gelişmeye, geliştirilmeye müsait bir yön vardır. Gardner’in “çok yönlü zeka teorisi” ne göre “Başarısız çocuk yoktur, keşfedilmemiş çocuk vardır.” Bu ilke öğretmenlerin okulların hatta tüm bir eğitim sisteminin temel taşı olmalıdır. Bu bebeğin ilk üç aylık gelişim evresinde öğrendiği hızla öğrenecek bir yetişkin ancak binde bir hatta on binde bir çıkar. Durum böyle iken çocuklar okullarda başarısız olur çıkarlar. İşte eğitimde temel sorun bu olmalıdır. neden ve nasıl olur da sürekli ilerleme kaydeden bir çocuk,okul hayatında birden gerilemeye başlar? Bizler mevcut eğitim sistemiyle çocukların en önemli özelliklerini,sonsuz kapasiteye sahip zekalarını köreltiyoruz. Sudan çıkmış bir balık misali öğrenciler önce bir çırpınıyorlar. Ardından da zekanın ölümü gerçekleşiyor. zekaya yanlış bir bakış açısıyla bakıyoruz. Zeka çocuğun yaşamı anlamlandırma tarzı,onun hayata bakışıdır. O küçük penceresine okuldaki eğitimle koca bir dünyayı sığdırmaya çalışır. Çünkü bizler ona dünyadaki her şeyi, her olayı, herkesi bizim istediğimiz tarzda anlamaya me3cbur olduğunu söylemişiz. Öğrenciye hayatı nasıl gördüğünü sormaz onun yerine nasıl görmesi gerektiğini söyleriz. Öğretmenleri gibi, ana babaları gibi ya da şu veya bu kişi gibi düşünmeleri gerektiğini öğütlüyoruz onlara. Okullarda gerekli gereksiz şeyleri belirli bir düşünme sistematiği içersinde yoğunlaştırılmış olarak öğretiyoruz. Eğer çocuklar her öğretileni akıllarında tutsalar ya da hayatlarında uygulamaya çalışsalar da ne çok gereksiz şey öğrendiklerini zaman ilerledikçe göreceklerdir.

Eğitim dediğimiz süreç çocuklara korkutarak bir şeyler yaptırmayı hedef alan, onları memnun edememe, başkaları karşısında küçük düşme, hata yapma, yanlış davranma vb için yapılan etkinliklerdi. Çocuklar risk almak, denemek, zor olana adım atmak istemezler. Korkutmuşuz onları. Bizim için ideal öğrenciler; pasif,itaatkâr söz dinleyen öğrenilendir. Halbuki çocuklar merak ettikleri sürece bir şeyler öğrenirler. Eğitim onları daha meraklandıracak bir süreç olmalıdır. Eğitim çocukların beş duyu organlarını hatta altıncı hislerini geliştirmeye yönelik olmalıdır aslında onların dünyalarına girmek çok kolayken biz hep zor olanı tercih etmişiz. Yetişkin ve anlayışlı biriyle konuşarak en başarısız sorunlu öğrenciler bile belirli bir başarı seviyesine yükselmişlerdir.

Bir insanı sözlerimize inandırmak istiyorsak önce kendimiz inanmalıyız. Dürüst olmalıyız onlara karşı. Düşünmekle yükümlü olduğumuz şeyleri değil düşündüğümüz şeyleri söylemeliyiz. Hata yaptığımızda ya da bilmediğimiz bir problemle karşılaştığımızda bunun bizden kaynaklandığını açıkça dile getirmeliyi. Hatanın insana özgü bir şey olduğunu anlatmalıyız. “Çocuktur” deyip geçeriz. Çocuk deyip geçmemek lazım. İşte o geçmek istediğimiz yerde durun bir düşünün!“Her insan, okumasını bilirseniz bir kitaptır”.