Büyük İskender – Paul Doherty

By | 4 Şubat 2014

Milattan Önce 334-333′te, Yunan topraklarının batısındaki küçük ve önemsiz bir krallıktan yükselen İskender, aç bir kurt gibi Pers İmparatorluğu’nun üzerine saldırmış, bugün Orta Doğu, Mısır, Filistin, Suriye, Türkiye, Irak ve İran olarak bilinen toprakları kendi imparatorluğuna katmış, orduları bugünkü Pakistan’ın batısına ve Hindistan’ın kuzeybatı cephesine kadar dayanmıştı.

Bu askeri deha, kaderinin dünyanın sonuna ulaşana kadar yoluna çıkan her şeyi fethetmek olduğuna inanıyordu. Tanrılaşmak isteyen bir adam, hayatının büyük bölümünü başkalarının özgürlüklerini ellerinden alarak geçirmiş bir özgürlük savaşçısı, şefkatli ve cömert bir dost, Tyre gibi antik bir kenti acımasızca yıkıp 3000 askerini çarmıha gerdiren zalim bir hükümdar olarak, genç fatih son derece büyük bir gizeme sahiptir.

inanca göre, İskender alkol zehirlenmesinden ya da sıtmadan ölmüştür. Peki daha sinsi, daha ölümcül başka etkenler var mıydı? Babil’e girmemesi için uyarılmış mıydı? Hintli kahin Calanus, kendi cenaze yatağına uzanmadan önce, etrafını güçlü savaş liderleriyle çevirmiş olan Büyük Fatih’i, kendisini Babil’de bekleyeceğini söyleyerek uyarmıştı. Peki bu saldırgan, şiddet düşkünü hırslı adamlar, kendi liderlerini hedef alacaklar mıydı? İskender’in dünyanın sonuna kadar gitme konusundaki kararlılığından, despot yapısından, kendi dostlarının ve meslektaşlarının savaş alanı yerine “kazayla” ya da “hastalık yüzünden” ölmesini izlemekten bıkıp usanmış olabilirler miydi? Bu genç Tanrının yaşamını zamansız bir sona ulaştırma kararını verenler bu adamlar mıydı?

Kitabın yazarı Paul Doherty, bu etkileyici eserinde, yaklaşık 2500 yıl önce gerçekleşmiş bir cinayetin ardında yatan gerçekleri, zaman ve mekan sınırlarını aşan bir dedektiflik başarısıyla gün ışığına çıkarıyor. Paul Doherty birçok tarih çalışması ve tarihi romanı bulunan uluslararası üne sahip bir yazardır. Liverpool ve Oxford Üniversitelerinden mezun olmuş, Oxford’da doktora yapmıştır.