Bebeklerde Diş Çıkarma

By | 25 Eylül 2021

Bebeklerin büyüme ve gelişme süreci oldukça karmaşık ve çok aşamalıdır. Bu süreç zarfında vücuttaki dokular büyük değişimler geçirir. Organların olgunlaşma süreci, çeşitli rahatsızlıkların gelişmesi açısından risk altında olduğu gibi; bazı durumlarda doğal ve normal sürecin kendisi de birtakım klinik şikâyetlerle kendini gösterebilir. Bahsedilen bu olgunlaşma süreçlerinden biri diş çıkarmadır.

Bebeklerde Diş Çıkarma Nedir?

Bebeklerde, diş eti içinde gelişimini tamamlayan süt dişlerinin ağız boşluğuna ulaşması sürecine diş çıkarma denilir. Bebeklerde diş çıkarma; genellikle 4. ile 7. ay arasında görülmeye başlamakla birlikte, ağız içindeki dişlerin türüne göre ortaya çıkma zamanı değişiklik gösterir. Dişlerin çıkma süreci, her bebekte genetik ve çevresel faktörlerle ilişkili olarak farklı seyredebilmektedir.

Diş çıkarma süreci genellikle belirgin bir klinik soruna yol açmasa da ağız içindeki değişimlere bağlı olarak, rahatsızlık verici birtakım semptomların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bu belirtiler bazı sağlık sorunlarıyla benzer özellik gösterebildiği gibi, bebeğin ve ailesinin günlük yaşam kalitesini de ciddi anlamda olumsuz etkileyebilir. Bu bakımdan; ailelerin diş çıkarma ile ilgili doğru ve yeterli bilgiye sahip olması ve uygun tedbirlerin alınması, sağlık bir yaşamın korunması adına önemlidir.

Bebeklerde Diş Çıkarma Süreci Nasıl Gelişir?

Doğumla birlikte, tüm vücutta olduğu gibi ağız içindeki dokularda da büyüme ve gelişme süreci devam eder. Diş eti içinde gelişim sürecini tamamlayan dişler, 4. ve 7. aylar arasında diş eti yüzeyine doğru hareket etmeye başlar. İlk olarak, alt çenede ön kesici dişler çıkmaya başlar. Bunu üst çenedeki ön kesici dişler takip eder. Ardından, yan kesici dişlerin çıkmasıyla süreç devam eder. Bebeklerin 3 yaşına ulaşmasıyla birlikte, 20 adet süt dişi tamamen çıkmış duruma gelir.

Diş çıkarma süreci; bebeğin kişisel özellikleri, genetik yapısı, aile öyküsü, beslenme düzeyi gibi çok farklı faktörlerle ilişkili olduğundan, her bebekte farklı seyredebilir. Bu anlamda; ailelerin, bebeklerinde diş çıkarmanın geciktiği veya erken olduğu yönünde endişelenmemeleri gerekir. Bu sürecin uzman bir hekim ile birlikte yakından takip edilmesi yeterli olacaktır.

Diş gruplarının çıkmaya başladığı dönemler şu şekilde özetlenebilir:

  • Ön kesici dişler; 5-8. ayda,
  • Yan kesici dişler; 9-12. ayda,
  • Birinci azı (molar) dişler; 12-16. ayda,
  • Köpek (kanin) dişleri; 16-20. ayda,
  • İkinci azı (molar) dişler; 20-30. ayda çıkar.

6 ila 12 yaş arasında, süt dişlerinin kökleri yavaşça dejenere olmaya başlar ve yerlerine 32 adet kalıcı diş çıkar. Ergenlik döneminde ise üçüncü molar dişler (yirmilik diş) çıkar ve ağız içindeki diş gelişim süreci tamamlanır.

Bebeklerde Diş Çıkarma Belirtileri Nelerdir?

Diş çıkarma sürecinde dişler, diş etlerinde kendilerine yol açarak ilerlediğinden ağızda rahatsızlık hissine neden olabilir. Özellikle azı dişleri daha fazla yüzey alanına sahip olduklarından, diş etinde yol açma süreci diğer dişlere kıyasla daha sancılı olabilir Diş çıkarma sürecinde diş etleri ödemli ve kızarık görünebilir, dişlerin çıktığı bölgelerde lokal salgı bezlerinin tıkanmasına bağlı sıvı dolu kabarcıklar izlenebilir.

Aşağıdaki belirtiler ise diş çıkarma sürecindeki bebeklerde sıklıkla gözlemlenmiştir:

  • Genel huzursuzluk, sık ağlama ve sakinleşme dönemleri
  • Elleri veya sert cisimleri ağza götürme
  • Uyku düzeninde bozulma, uykuya dalmada zorluk
  • Beslenmeyi reddetme
  • Tükürük salgısında artış; aşırı salgı nedeniyle öksürük
  • Ağız kenarında biriken tükürüğe bağlı tahriş, kızarıklık, döküntü
  • Özellikle azı dişlerinin çıkması esnasında; diş etinde hissedilen ağrıya bağlı yanak veya kulak çevresini kaşıma

Bunların dışında, toplumdaki yaygın kanının aksine, diş çıkarma ateşe neden olmamaktadır. Yapılan araştırmalarda ateş bulgusu ile diş çıkarma arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Bununla birlikte; diş çıkarmanın görüldüğü yaşlarda sık virüs enfeksiyonu geçirilmesinin bir sonucu olarak, bu süreç içinde ateş şikâyetiyle karşılaşılması muhtemeldir İshal, vücutta döküntü ve kızarıklık, kusma, burun akıntısı gibi semptomlar da diş çıkarma ile ilişkili değildir.

Diş Çıkarma Belirtileri Nasıl Hafifletilir?

Diş çıkarma ile ilgili problemler, her bebekte farklı seyreder. Gelişen belirtiler sebebiyle oluşan rahatsızlığı hafifletmek için uygulanabilecek tedbirler her bebekte etkili olmayabilir. Bu nedenle, ailelerin farklı yöntemleri denemesi ve bebeklerine en uygun yöntemi seçmesi gerekir. Aşağıdaki yöntemler semptomların rahatlatılmasında kullanılabilir:

Diş çıkan bölgeye soğuk ve hafif bir baskı uygulanması genel olarak faydalı olarak görülür. Bu kapsamda, bebeğin ağzına zarar verecek bir soğuklukta olmayan, serinletilmiş (fakat dondurulmamış) çiğneme oyuncakları, kaşıklar, emzikler gibi esnek cisimler tercih edilebilir. Dişlerin düzgün ve sağlıklı gelişimi açısından ortodonti uzmanlarının önerdiği ekipmanların kullanılması tavsiye edilir.

6-9 aydan büyük bebeklerde, serinletilmiş su içirilmesi de rahatlatıcı bir etki sağlayabilir.

Bebeğin diş etlerine parmakla masaj yapmak yarar sağlayabilir. Bu yöntemde, henüz tam diş çıkarmamış bebeklerin anne parmağını emmesine veya dişlemesine izin verilebilir; emzirme öncesinde soğuk suya daldırılarak serinletilen parmakla diş etine masaj uygulanabilir. Böylece, emzirme sırasında bebeğin göğüs ucunu ısırmasının önüne de geçilebilir.

Dişlerin çıkmasıyla birlikte, temiz ıslak bir mendille diş eti temizliği yapılabilir; 1 yaş itibariyle dişlerin bebeklere uygun diş fırçalarıyla fırçalanması ve diş ipi kullanılması da uygundur.

Bu uygulamaların dışında; hekim onayı olmadan kullanılan her türlü ilaç ve kimyasaldan, plastik ve kurşun gibi bebek için zararlı maddelerden üretilmiş ekipmanlardan, bebeğin ağzına götürebileceği küçük eşyalardan veya bebeğin boğulmasına yol açabilecek bebek kolyelerinin kullanımından uzak durulmalıdır.

Diş çıkarma süreci genellikle aşırı yoğun ağrıya neden olmaz. Bu sebeple; diş etine uygulanabilecek, ağrı kesici özellikteki lokal anestezik içerikli ilaçların kullanılması, yan etkilerinin olması nedeniyle önerilmemektedir. Ağrı nedeniyle çok huzursuzlaşan, 6 aydan büyük bebeklerde doktor onayıyla bazı ilaçlar ağız yoluyla kullanılabilir. Aspirin, 16 yaşından küçük çocuklarda kullanılmamalıdır.