Atatürk’ten Türk Ulusuna Mesajlar

By | 30 Ocak 2014

Bu kitabın içeriği, şanlı Türk ulusuna ilmin ışığında mesajlar vermektir. Bu mesajları almalı ve Ulu Önder Atatürk’ün yolunda sevgi ile ellerimizi birbirimize sımsıkı kenetlemeli, içimizdeki vatan hainlerini ve dış düşmanları bu kutsal topraklardan söküp atmalıyız.

Yazar, Sara Gül TURAN Atatürk’ten Türk ulusuna Mesajlar adlı kitabında bu mesajları ve ayrıntılarını tek tek ele almış ve açıklamıştır.

İlk Mesaj: “Hurafelere inanmayınız. Her şeyin kaynağı insan zekâsıdır.”

Hurafeler dönemi kapatılmalı, bilimin ışığında bilinçlenmeliyiz. Dinî inançlarımız; akıl,

ilim ve vatanın yararına olmalıdır. Eğer bir dini olay bu ilkeye uygun değilse, bu, din değil, insanları aldatmak ve baştan çıkarmaktır. İnsanın isteği ve zekâsıyla yapabileceği şeyleri tembellik ederek , yapmaması bir suçtur. Bu suçu “Allah’ın dediği olur.” diye Ulu Tanrı’ya yüklemek, dinsizliğin, medeniyetsizliğin ve yoksulluğunu kaynağıdır.

Yavuz Sultan Selim’ in Mısır’ı fethinden sonra , halifelik Türklere geçince Türk ulusu- nun kültür ve uygarlıktaki yaratma gücünün dizginleri cahil yobazların eline geçer. Ülkede sünni ve şii mezhep kavgaları başlar. Türk ulusu mezheplere ve tarikatlara ayrılarak binlerce insanın kafaları koparılır. Bu tarihlerde Avrupa’da Martin Lüther Hristiyanlık dininde reform yaparak ulusal dille ibadeti ortaya atar. Osmanlı imparatorluğu’ nda ise aksine softalaşma başlar. Türklüğün zekâsı bir hiç uğruna Cumhuriyet Devrine kadar harcanır. Yine Osmanlı Tarihi’nden görüyoruz ki bütün yabancı saldırılar , softalığın millet ve padişah üzerinde hakim olduğu günlere rastlar.

İkinci Mesaj:”Softalar cumhuriyetimizin en büyük düşmanıdır . Onlardan kurtulunuz!.”

Türkiye Cumhuriyeti’nde kıyafet devriminden önce din yoluyla vurgunculuğu sanat edinenler ,başına sarığı,sırtına cübbeyi geçirir, hoca kıyafetiyle dolaşırdı . Diğer taraftan muhtarın yanında yer alır , dünya işlerine de hükmederdi.

Yazar Türk ulusuna şöyle sesleniyor: “Türklüğünüzü geçmişin çirkin karanlıklarına gömdürmemek için lütfen şahlanınız. Öylesine şahlanınız ki bu vatan haini gericiler ve düşmanınız olan dış güçler Türk’ün gücünü görsün. Haydi Türkiye zafer sizi bekliyor.”

Üçüncü Mesaj: “Vatanını seven her Türk, Kara Kuvvet ile savaşmalıdır.

Türk milletinin çok yanlış bir hayat anlayışı vardır. Çünkü; düşmanı yendikten sonra kendi haline bırakırsınız. Yendiğinizi sandığınız düşman sık dirilir ve en güçsüz zamanlarınızda sizi arkanızdan vurur. Kurtuluş Savaşımızdaki kara kuvvet kundakçılığını tam zamanında önlemeseydik bugünkü Türkiye tarihten silinmiş olacaktı.

Dördüncü Mesaj: “Özgürlük ve bağımsızlık Türk ulusunun karakteridir.”

Diktatörlük yoktur ve olmayacaktır. Yalnızca bir kuvvet vardır: O da milli egemenliktir. Sadece bir makam vardır: O da milletin kalbi, vicdanı ve varlığıdır. Dünyanın size saygı göstermesini istiyorsanız önce kendi benliğinize ve milliyetinize saygı duyup, fikir alanın- da, fiili olarak tüm eylemlerinizi, davranışlarınızı göstererek milli benliğini bulamayan milletlerin başka milletler için birer av olduğunu unutmayınız.

Beşinci Mesaj: “Din duygusu milli duygudur.”

Din sosyal bir olgudur. Toplumla beraber gelişir. Bir dinin tabiî olması için akla, ilme ve mantığa uygun olması gerekir. Din de, Kur’an da insanların örf, âdet, ahlâk ve Tanrı’ya inanış ve bağlılıklarının ilkeleridir ve zamana göre hükümleri daha farklı anlaşılabilir. Çünkü din, millî aşk; vatan ve millet sevgisi ilim, uygarlık, erdem, ahlâk duygusu aşıladığı müddetçe saygıdeğerdir, kutsaldır.

Altıncı Mesaj: “Dua ve ibadet millileşmelidir.”

Gelecek ve uygarlık ışığından ayrılmayınız. Din perdesine bürünmüş her hayırlı işi dinle karşılayarak her çeşit devrime engel olmuş vaizlerin, vatan hainlerinin yaldızlı sözlerine kanmayınız. Tuzaklarına düşmeyiniz.

Kur’an-ı Kerim’in Türk Milletine yarayan Büyük Millet Meclisi’nin kanunlarına aykırı bulunmayan öğütlerinden Türkçeleştirerek faydalanınız. Dininizi, ibadetinizi , kitabınızı Türkçe öğreniniz. Unutmayın ki, Kur’ an’ ı anlamadan okumak dine aykırıdır.

Yedinci Mesaj: “Türkiye’de , Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kanunları geçerlidir.”

Türkiye’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kanunları ve Ulu Önder Atatürk’ün öğütleri çok önemlidir. Ancak çağa ayak uydurmak zorundadırlar. Her şeye rağmen gerçek bir ışığa doğru yürümeliyiz. Atamızda bu inancı yaratan kuvvet yalnız vatan ve aziz milletine sonsuz olan sevgisi değil, bugünün karanlıkları ve şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakiki aşkla aydınlık aramaya çalışan bir gençlik görmesindendir.

Sekizinci Mesaj: ” Yüksel Ey Türk! Senin için yükselmenin sınırı yoktur.”

Sevgili Gençler! Hayat mücadelelerden oluşur. O nedenle hayatta iki şey vardır. Yenmek veya yenilmek.

Atamızın Türk gençliğine verdiği ve bıraktığı vicdani armağan sadece hep yenmektir ve o hep yeneceklerine inanıyordu.

Dokuzuncu Mesaj: ” Türk milleti ordusunu çok sever ve onu kendi idealinin bekçisi sayar.”

Osmanlı Ordusu değil, Türk ordusu bizleri her an karşılaşabileceğimiz kara tehlikelerden mutlaka kurtaracaktır. Türk Cumhuriyeti sadece iki şeye güvenir: Biri milletin kararı, öbürü de en acılı ve zor koşullarda dünyanın övgüsünü haklı olarak kazanan ordumuzun kahramanlığıdır.

Onuncu Mesaj:” Şuna inanınız ki, dünya yüzünde gördüğünüz her şey kadının eseridir.”

Allah insanları iki cins yaratmıştır. Bir toplumda cinslerden biri yalnız çağdaşlık gereklerine uyarsa, o toplum yarı yarıya düşkünlük içinde bulunur. Bir millet gelişmek ve çağdaşlaşmak isterse bu noktayı temel ilke olarak kavramak mecburiyetindedir. Eğer ki toplumumuzun başarısızlığı söz konusu olursa bunda kadınlarımıza karşı umursamazlığın ve hatalı davranışların etkisi bulunmaktadır.

On birinci Mesaj: “Hayatta en hakiki yol ilimdir. Bunu unutmayınız.”

Bu söz tüm Türk topluluğunun ve hatta tüm doğu aleminin en büyük imanı, inancı , kuralı ve aydınlığı olmalıdır. İlmin yöntemi birdir. Gerçek; heyecanı ilmin her şubesinde aynıdır. Mezheplere, tarikatlara ayrılarak birlik bozucu değildir. Hür olmak ve ilerlemek için evren yasalarını tanımak ve onlara itaat etmek gerektiğini takdir eder.

Sonuç olarak;

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, günümüz laik Türkiye Cumhuriyeti’ ne armağan ettiği bu mesajlar çağdaş bir Türkiye idealinin temellerini oluşturmaktadır. Bu kitapta yazar bu güne de, yarına da ışık tutacak mesajları bütün değerleri bir daha gözden geçirmemiz ve yeniden değerlendirmemiz gerektiğini çok güzel ifade etmiştir.