Antioksidan

By | 25 Eylül 2021

Yaşam boyunca vücudumuz hücrelerde meydana gelen yapım ve yıkım olayları arasındaki denge sayesinde canlılığını korur. Metabolizma adı verilen bu döngüde beslenme ile dışarıdan alınan çeşitli maddeler hücresel yıkım olayları sonucunda başka ürünlere dönüştürülür ve bu süreçte çeşitli yan ürünler veya atıklar oluşabilir. Bu atık maddeler, dokularda görülen çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilecek unsurlar arasında yer alır. Beslenme yoluyla vücuda alınan antioksidanlar; bu zararlı maddelere karşı vücudun korunmasına katkıda bulunur.

Antioksidan Nedir?

Vücutta gerçekleşen metabolizma olayları sonucunda üretilen bazı atık ve yan ürünler; hücre ve doku bütünlüğünü sağlayan yapı ürünleri, enzimler ve gen ürünlerine biyokimyasal düzeyde zarar verebilir. Oksidatif hasar (oksidatif stres) adı verilen bu duruma neden olan zararlı maddeler, reaktif oksijen radikalleri veya oksidan maddeler olarak adlandırılır. Reaktif oksijen radikalleri; enfeksiyon hastalıklarından kansere, eklem romatizması gibi kronik romatizmal hastalıklardan kalp krizine kadar çok çeşitli sağlık sorunlarının gelişiminde önemli etkisi olan bir grup toksik maddeyi ifade eder. Bu maddelerin zararlı etkilerinin önüne geçerek vücudu koruyan maddelere ise antioksidan adı verilir.

Antioksidanlar Ne İşe Yarar?

Reaktif oksijen radikalleri, hücrelerde molekül halinde bulunan maddelerin yapısındaki oksijen atomunu kararsız hale getirerek ciddi boyutta kimyasal hasara yol açabilir. Bu anlamda, bu maddelerin vücut içerisinde artmasına neden olabilecek durumlar şu şekilde sıralanabilir:

Kan dolaşımı yetersizliğine bağlı olarak dokularda gelişen iskemi hastalığı

Yapay tatlandırıcı ve işlenmiş gıdaların tüketimi

Sigara ve alkol tüketimi

Radyasyon veya ultraviyole ışınlarına maruz kalma

Hava veya çevre kirliliğine maruz kalma

Yoğun fiziksel aktivite

Vücutta gelişen iltihaplanmalar, enfeksiyon hastalıkları ve kanser gibi sağlık sorunları

Antioksidanlar; reaktif oksijen radikallerinin neden olduğu hücresel düzeydeki hasarı onararak veya önleyerek bazı hastalıklarının önüne geçebilir veya ortaya çıkan sağlık sorununun daha hafif düzeyde seyretmesini sağlayabilir.

Antioksidan olarak kabul edilen maddeler arasında A vitamini, C vitamini, E vitamini, selenyum, glutatyon, alfa lipoik asit ve bakır gibi vitamin, mineral ve peptitler bulunur. Bu ürünlerden bazıları vücutta doğal yollarla üretilebilirken, bazı maddelerin beslenme yoluyla dışarıdan alınması gerekir. Benzer şekilde, vücuda giren antioksidanlar serbest bir şekilde görev üstlenebileceği gibi; çeşitli protein ve enzimlerin yapısına katılarak da vücudu koruma fonksiyonunu gerçekleştirebilir.

Aynı zamanda, antioksidanlar vücutta iyon halde bulunan bazı maddelerin iyon yükünü değiştirerek bu maddelerin hücreler tarafından farklı şekilde kullanılmasını ve emilmesini sağlayabilir. Örneğin, demir, normal şartlarda vücutta ferröz (+2 iyon) veya ferrik (+3 iyon) halde bulunur. Antioksidanlar, demirin ferröz hale geçerek hücreler tarafından daha kolay emilmesine yardımcı olur.

Antioksidanlar Hangi Besinlerde Bulunur?

Antioksidan maddeler, doğada bitkiler ve bazı hayvanlar tarafından doğal olarak üretilebilir. Bu sayede, canlılar kendi vücutlarını çeşitli sağlık sorunlarına karşı koruyabilir. İnsan vücudunda ise bazı vitaminler üretilemediğinden ve bazı minerallerin düzenli olarak dışarıdan alınması gerektiğinden, her birey antioksidan açısından yeterli ve dengeli beslenmeye özen göstermelidir. Bu anlamda, antioksidan yönünden zengin besinler şu şekilde özetlenebilir:

Böğürtlen, çilek, ahududu gibi meyveler

Kahve

Sarımsak

Bitter çikolata (%85 ve üstü bitter)

Yeşil çay

Portakal ve greyfurt

Havuç, soğan ve yapraklı sebzeler (ıspanak, lahana) gibi flavonoid yönünden zengin sebzeler

Deniz ürünleri

Bu gıdaların yanı sıra, antioksidanlar çeşitli takviye ürünlerle de dışarıdan alınabilir.

Antioksidan Eksikliği Nelere Yol Açabilir?

Günlük olarak ihtiyaç duyulandan daha az miktarda antioksidan alınması; kişinin genel sağlık durumu ve fiziksel özelliklerine göre günlük üretilen reaktif oksijen radikallerine bağlı olarak bazı rahatsızlıkların ortaya çıkmasına veya mevcut hastalıkların şiddetlenmesine neden olabilir. Bu durumda, özellikle reaktif oksijen radikalleriyle ilişkilendirilen enfeksiyon hastalıkları, eklem romatizması ve lupus gibi romatizmal hastalıklar, kalp ve damar hastalıkları, kanser ve son olarak diyabet gibi kronik rahatsızlıklara bağlı gelişen komplikasyonların görülme sıklığı artabilir. Aynı zamanda, hasta daha öncesinde tedaviye yanıt vermesine rağmen, uygulanan tedavi yönteminin etkisinin antioksidan eksikliğine bağlı olarak azaldığı gözlenebilir. Bu bakımdan, dengeli ve yeterli beslenme alışkanlığı kazanılması, beslenme düzenine antioksidan yönünden zengin besinlerin dahil edilmesi ve bunun yeterli olmadığı durumlarda doktor kontrolünde dışarıdan takviye ürünlere başvurulması; genel vücut sağlığının korunması açısından büyük öneme sahiptir.